Reel Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Reel Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2017 Salı

İlk Gayrimenkul Sertifikası Halka arz ediliyor

Daha önce de bloğumda bu konuya değinmiştim. O zamanlarda gayrimenkul sertifikası taslak halindeydi. Ancak şimdi Türkiye'nin ilk gayrimenkul sertifikası görücüye çıkıyor.
Makro inşaatın İstanbul Bahçeşehir'deki projesi (ParkManevra3) Toki garantörlüğünde 27-31 Mart tarihleri arasında halka arz edilecek.

Peki Gayrimenkul sertifikası ne demek?

Gayrimenkul sertifikası bir inşaat projesinin toplam değerinin paylara ayrılarak satılma imkanının oluşturulması (talep toplama). Yani artık bir daire satın alacak kadar parası olmayan kişiler bile paylar alarak projelere temelden giriş yapabilecek.
Ayrıca yatırımcılar bu payları proje tamamlanana kadar elde tutmak zorunda değil. İstenildiği anda bu paylar borsada satılmak suretiyle nakde dönüştürülebilecek.
Yatırımcılar isterse borsadan paylar toplamak suretiyle ellerindeki gayri menkul sertifikalarını daireye de çevirebilecekler.

Mantıklı mı?

Eğer inşaat sektöründe balon olmadığını düşünüyorsanız; yani konut fiyatlarındaki artışın devam edeceği kanaatindeyseniz doğru yerdesiniz. İşin güzel tarafı, kredi çekip faiz ödeme gibi bir durumunuz da yok. Hisseye yatırım yapar gibi projeye yatırım yapıp, projenin sertifikalarındaki fiyat artışından avantaj sağlayabilirsiniz.


Kaynak: Bloomberg
*Beyaz çizgi: Türkiye'nin tamamı
*Sarı çizgi: İstanbul

Örnek vermek gerekirse;

250 bin liranın tamamıyla bir daire almak (kredi kullanmak suretiyle) yerine mevcut 100 bin liralık birikiminizle projeye yatırım yapabilirsiniz. Diyelim ki, yatırım yaptığınız andan itibaren yatırım yaptığınız projenin değeri (3 yıl içinde) %60 arttı. Borsa fiyatlamasının gerçek hayatla uyumlu olduğu varsayımı altında; yatırımcının elindeki 100 bin liralık sertifikanın değeri 3. yılın sonunda 160 bin lira oluyor. Eğer paranızı kira sertifikasına yatırmak yerine mevduata koysaydınız; 3. yılın sonunda elinizdeki para 136 bin 763 lira (%11) olacaktı. Bu iki yatırım tutarları ile karşılaştırıldığında kira sertifikasının 23 bin 237 lira (160.000 TL-136.763 TL) daha fazla getiri sağladığı açıkça görülüyor.

Ancak bu hesaplama da şöyle bir eksiklik var! Gayrimenkul sektöründe balon görmediğimiz için gayri menkulün risksiz yatırıma (mevduat) göre daha fazla getiri sağlayacağını farz ettik! Fakat tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. Eğer balon patlarsa; paralar pul olur!

Bu noktada, böyle bir yatırım kararı almak için gayrimenkul sektörünün durumu hakkında araştırma yapmadan karar vermek mantıklı bir yatırım hamlesi olmaz. Ayrıca yatırım yapılacak projenin değerinin hesaplanması ve fiyat potansiyelinin değerlendirilmesi de yatırım yapma kararı açısından elzem.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

3 Mart 2017 Cuma

Ulaştırma gurubundaki artışa bağlı olarak TÜFE Şubat ayında çift haneli seviyelere yükseldi

TÜFE aylık bazda beklentilerin (%0,48) üzerinde %0,81 artış gösterirken yıllık TÜFE %10,13 düzeyine ulaştı. Ayrıca gıda fiyatları TÜFE'yi yine yukarı çekerken, konut grubu da TÜFE'yi en fazla yükselten 3. ana grup oldu. Diğer taraftan giyim ve ayakkabı grubu ve ev eşyası grubu TÜFE'yi azaltan ana gruplar oldu.

31 Mayıs 2016 Salı

Dış ticaret açığındaki azalış devam ediyor


Dış ticaret açığı 2016 yılının Nisan ayında 2015 yılının aynı ayına göre %16,3 azalarak 4,21 milyar $'a geriledi (2015 Nisan: -5,02 milyar $). 12 aylık birikimli dış ticaret açığı da azalışını sürdürerek Nisan ayında 59,4 milyar $'a geriledi (2016 Mart: 60,2 milyar $). İhracat yıllık bazda %10,2 azalışla 12,0 milyar $ olurken ithalat %11,9'luk azalışla 16,2 milyar $ düzeyinde gerçekleşti.

Nisan ayında ihracattaki azalışta altın ihracatının 0,3 milyar $'a gerilemesi (2015 Nisan: 1,4 milyar $) ve küresel talep endişeleriyle azalan demir-çelik ihracatındaki azalış belirleyici oldu. İthalattaki azalışta ise düşük seyreden petrol fiyatlarına bağlı olarak azalan enerji ithalatı etkili olmaya devam etti. Petrol fiyatlarındaki düşük seviyelere bağlı olarak 12 aylık birikimli enerji açığı Nisan'da 28,4 milyar $'a geriledi.

Nisan ayında Avrupa ülkelerinde gözlenen talep artışına bağlı olarak AB'ye yapılan ihracatın payı %47,3 seviyesine yükseldi (2015 Nisan: %39,5). Ayrıca AB'ye yapılan ihracatta dolar bazında %7,5 artış gözlendi. En fazla ihracat yapılan ülke 1,2 milyar $ ile Almanya olurken ithalatta ilk sırayı 1,8 milyar $ ile Çin aldı. İran'a uygulanan uluslararası yaptırımlarının hafifletilmesiyle İran'a yapılan ihracat Nisan ayında %104 artış gösterdi. Petrol fiyatlarının 50 $/varil seviyesinin üzerinde kalmaması, Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın devam etmesi ve İran'a yapılan ihracatın artarak devam etmesi ihtimali altında dış ticaret açığındaki azalışın devam ettiği görülebilir.

ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Nisan’da Turist sayısında keskin bir azalış gözlendi


Nisan ayında yabancı turist sayısı yıllık bazda %28,1 azalışla 1 milyon 753 kişiye geriledi (2015 Nisan: 2 milyon 437 kişi). Jeopolitik riskler ve siyasi gelişmeler turist sayısındaki azalışta belirleyici oldu. Ayrıca 2016 yılının ilk 4 ayında turist sayısı %16,5 azalış gösterdi. Rusya'nın Türkiye'ye uygulamaya başladığı ekonomik yaptırımların ardından Rus turist sayısı bir önceki yılın Nisan ayına göre %79 azaldı. 2015 yılının Nisan ayısında Türkiye'ye gelen Rus turist sayısı 150 bin seviyesindeyken bu yılın Nisan ayında Rus turist sayısı 31 bin düzeyine geriledi. 2015 yılında turizm gelirleri 21,2 milyar  $ düzeyinde gerçekleşmişti. Turist sayısındaki gerileyişe bağlı 2016 yılında turizm gelirlerinin azaldığını görebiliriz. Eğer turist sayısındaki azalış bir şekilde telafi edilemezse veya yavaşlatılamazsa cari işlemler dengesindeki iyileşme eğilimi durabilir. Turist sayısındaki azalışın telafi edilebilmesi için neler yapılabilir? Kanaatimce seyahat masraflarını azaltmak suretiyle turistik tesisler hem yerli hem de yabancı seyahatçiler için daha cazip hale getirilebilir. Devletin son dönemde turizmi ayakta tutmak için açıkladığı teşvikler malum. Ancak talep olmazsa arz bir yerde tek başına yok hükmündedir. Ancak şunu da unutmamak lazım; "her arz kendi talebini yaratır".

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

8 Nisan 2016 Cuma

Sanayi üretimindeki güçlü seyir Şubat ayında da devam etti


Arındırılmamış sanayi üretimi endeksi %8,5 artış kaydetti. Mevsim etkisinden arındırılmış endeks %0,5, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış endeks %5,6 artış kaydetti.

Sanayi üretimindeki artışta tüketim malı ve ara malı imalatındaki artış belirleyici oldu. Tüketim malı imalatı Ocak ayında da artmıştı.

Tüketim malı imalatındaki bu güçlü artışta 2016 yılında devreye giren asgari ücret artışları neden olmuş olabilir.

Sanayi üretiminin Ocak-Şubat döneminde ise yıllık bazda ortalama %5,7 artış kaydetti.  Büyüme ile sanayi üretimi arasındaki korelasyon dikkate alındığında 2016 yılının ilk çeyreğinde de güçlü büyüme performansının devam ettiğini görebiliriz.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

5 Nisan 2016 Salı

Yıllık enflasyon Mart ayında %7,46 seviyesine geriledi (Şubat: %8,78)


Mart ayında TÜFE beklentilerin aksine %0,04 azalış gösterdi (beklenti: %0,65). Böylece yıllık TÜFE %8,78 seviyesinden %7,46 düzeyine geriledi.

TÜFE'deki düşüşte gıda fiyatlarındaki azalış (-%1,53) etkili oldu. Enflasyondaki azalışın genel olarak gıda fiyatlarındaki azalıştan kaynaklanması, çekirdek enflasyonun Mart ayında manşet enflasyondan daha az düşmesine neden oldu.

Çekirdek enflasyonun manşet enflasyondan farkı, çekirdek enflasyonun gıda ve enerji fiyatlarından arındırılmış olmasından kaynaklanıyor. Birden fazla çekirdek TÜFE göstergesi var. Detaylı bilgi için TÜİK'in sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Gıda fiyatlarındaki düşüşte erken gelen bahar (iklim koşulları), jeopolitik gelişmeler (Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulması, Suriye ve Irak'ta süre gelen olaylar) ve zayıf seyreden dış talep etkili olmuş olabilir.

Ekonomide bazı dinamiklerin bozulması bazı dinamiklerin iyileşmesine neden olabiliyor. İhracatın azalması Türkiye ekonomisi için gerçekten olumsuz bir gelişme; ancak ihracatın azalması yurtiçinde daha fazla sebze ve meyvenin kalmasına neden olabiliyor, bu gelişme de sebze ve meyve fiyatlarının azalmasına imkan verebiliyor.

TCMB para politikası ayarlamalarında çekirdek TÜFE'yi göz önünde bulunduruyor. Çekirdek TÜFE (I Endeksi) Mart ayında %9,72'den %9,51'e geriledi. Çekirdek enflasyondaki düşüşün sınırlı olması önümüzdeki dönemde TCMB'nin üst bantta yapacağı indirimlerin ölçülü bir şekilde olacağına işaret ediyor.

Nisan ayında da olumlu baz etkisiyle enflasyonun düşüş eğilimini sürdürmesi bekleniyor. Enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki düşüş, Dolar TL ve faizlerdeki azalmanın devam etmesine imkan sağlayabilir.

ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

31 Mart 2016 Perşembe

2015 yılında Türkiye ekonomisi %4 büyüdü


2015 yılının son çeyreğinde Türkiye ekonomisi %5,7 ile beklentilerin üzerinde büyüme kaydetti (beklenti: %5). Son çeyrek rakamıyla birlikte yıllık büyüme Orta Vadeli Program hedefleriyle uyumlu olarak %4 düzeyinde gerçekleşti (2014: %3). OVP'ye göre Türkiye ekonomisinin 2016 yılında %4,5 büyümesi bekleniyor.

2015 yılı büyümesi harcamalar yöntemiyle değerlendirildiğinde iç talebin büyüme kompozisyonunda başı çektiği görülüyor.

İç talep içerisinde büyümeye en fazla katkı sağlayan kalem hane halkı harcamaları olurken kamu harcamaları da 2014 yılına göre büyümeyi daha fazla destekledi. Ayrıca 2014 yılında daralan kamu yatırımları 2015 yılında artış gösterirken özel yatırımlar da 2014 yılına göre genişleme gösterdi.

Net dış ticaret ve stok değişmeleri ise 2015 yılında büyümeyi aşağı çekti. Jeopolitik riskler ve küresel ekonomideki yavaşlama 2015 yılında ihracatın daralmasına neden oldu. Ayrıca petrol ihraç eden ülkelerin gelirlerindeki azalma da ihracat hacmimizi olumsuz etkiledi.

Üretim yöntemiyle incelendiğinde ise tarım sektörü, 2015 yılında büyümenin 2014 yılından 1 puan daha fazla büyümesinde etkili oldu. Zira 2014 yılında yaşanan olumsuz hava koşulları ve kuraklık tarım sektörünü ve büyümeyi olumsuz etkilemişti. Diğer taraftan inşaat ve sanayi sektöründe 2014 yılına göre fazla bir değişiklik gözlenmezken hizmet sektörü büyümesini sürdürdü.

Önümüzdeki dönemde ise küresel merkez bankalarının genişlemeci adımları küresel ekonominin toparlanmasına yardımcı olabilir. Bu bağlamda Avrupa ekonomisindeki toparlanma Türkiye'nin ihracatının artmasına yardımcı olacaktır. Avrupa pazarı toplam ihracatımızın %45'ini oluşturuyor. Diğer taraftan uluslararası yaptırımların kaldırılmasının ardından İran'a yönelik ihracatın artırılması da ihracattaki toparlanmayı hızlandırabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

29 Mart 2016 Salı

Şubat ayı konut istatistikleri


Konut sektörü 2016 yılında güçlü seyrini koruyor. Hem iç talep hem de dış talep konut sektöründeki canlı seyrin devam etmesinde etkili oluyor.

2015 yılının Şubat ayında ipotekli satışlar hariç 58 bin adet konut satışı yapılırken (ilk satış+ikinci el) bu toplam 2016 yılının Şubat ayında 71 bine yükseldi. Yani konut satışları Türkiye genelinde Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %23 artış kaydetti. Bu oran Şubat ayında İstanbul'da %17, Ankara'da %14, İzmir'de %27, Bursa'da %35 ve Antalya'da %1 seviyesinde gerçekleşti.

Mütekabiliyet yasasıyla yabancıların konut almasında yasal engeller kalkmış ve zaman içerisinde yabancıların Türkiye'de yapılan konut projesine ilgisi artmıştır.

Şubat ayında en fazla konut alan ülke 365 konut ile Irak olurken bu ülkeyi 159 konut ile Kuveyt ve 158 konut ile Suudi Arabistan takip etti. En fazla konut artışı gerçekleştiren ülke ise %327'lik artışla Afganistan oldu.

Yabancı yatırımcıların kompozisyonu incelendiğinde (Ortadoğu ve Körfez ülkeleri) jeopolitik riskleri yüksek olan ülkelerden gelen talebin Türkiye'nin konut piyasasını canlı tuttuğunu söyleyebiliriz.

Yabancılara en fazla konut satışı 555 konut ile İstanbul'daki projelerden olurken bu ili Antalya (328 konut) ve Bursa (141 konut) takip etti.

Diğer taraftan TCMB'nin açıkladığı verilere göre Ocak ayında konut fiyat endeksi bir önceki yılın Ocak ayına göre yaklaşık %17 artış gösterdi. En fazla fiyat artışı ise %23 ile İstanbul'da gerçekleşti. Ankara'da konut fiyatları %13 artarken bu oran İzmir için %17 düzeyinde gerçekleşti.

Türk halkının konuta olan ilgisi ve dolardaki değerlenme konut fiyatlarındaki artışın devam etmesinde etkili olmuş görünüyor. Ayrıca Suriye ve Irak başta olmak üzere bazı komşu ülkelerde yayılım alanı bulan terör olayları da konut fiyatlarındaki artışı destekledi. Diğer taraftan İstanbul gibi illerde icra edilen kentsel dönüşüm programları da kira fiyatları üzerinden konut fiyatlarındaki artışı desteklemiş olabilir. Dolar ve diğer güçlü para birimlerindeki değerlenmenin devam etmesi halinde konut sektörüne yabancı ilgisinin artması beklenir. Bu da fiyatlardaki artış eğiliminin artarak devam etmesine neden olabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

23 Mart 2016 Çarşamba

2015 yılı işsizlik


2015 yılı işsizlik oranı %10,3 düzeyine yükseldi (2014: %9,9). Ayrıca tarım dışı işsizlik oranı da 2014 yılına göre 0,4 puanlık artışla %12,4 seviyesinde gerçekleşti.

Detaylarına bakıldığında ise 2015 yılında 2014 yılına göre %46'lık istihdam artışı sağlandı. Diğer taraftan işgücüne katılım oranı 2014 yılına göre %51,3 düzeyinde artış gösterdi.

İşgücüne katılma oranının istihdam artışından fazla olması 2015 yılında işsizlik oranının bir önceki yıla göre artış göstermesinde etkili oldu.

Önümüzdeki dönemde işsizlik oranı ne olabilir?

2016 yılının başında devreye giren asgari ücret artışları işsizlik oranının artışını sürdürmesine neden olabilir. Ayrıca Türkiye'de yaklaşık 3 milyon mültecinin olduğu hesaba katıldığında da işsizlik oranının 2015 yılına göre artış göstermesi beklenir. Zira mültecilerin niteliksiz işlerde kayıt dışı çalıştırılma ihtimali yüksektir.
ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

18 Mart 2016 Cuma

Et ve Süt Kurumunun ısrarı


Et ve Süt Kurumu, Şubat ayının son haftalarında Türkiye Kasaplar Federasyonuna üye kasaplar ve Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı kasaplara doğrudan taze karkas dana eti satılacağını duyurmuştu. Bu etin fiyatının ise 23,30 TL+KDV olacağı açıklanmıştı.

Et ve Süt Kurumu bu hamleyle et fiyatlarındaki düşüşü genele yaymayı amaçlıyor. Ayrıca Kurum tedarik zincirini kırarak aracılık maliyetlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu hamle tedarikçilerin fahiş kar marjını caydırıcı yönde atılmış bir adım ve et piyasasına kamunun doğrudan müdahalesi olarak yorumlanabilir.

Son olarak ise Et ve Süt Kurumu, 14 Mart'ta ithal dondurulmuş karkas sığır eti satılacağını duyurdu. Zaten uzun zamandır et ithalatının yapılacağı yönde açıklamalar yapılıyordu. Et ithalatı seçeneğinin kullanılması yerli et arzının et talebinden daha az olmasıyla açıklanabilir.

Et ve Süt Kurumu ithal dondurulmuş karkas etinin kg fiyatının 20 TL+KDV olacağını açıkladı. Mevcut durumda karkas dana et fiyatı 23,50'ye geriledi. Yani Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının yürüttüğü kampanyalar meyvesini vermeye başladı. Yapılan bu hamlenin ardından dana karkas fiyatlarının bir miktar daha düştüğü görülebilir.

Ayrıca Et ve Süt Kurumu son olarak süt piyasasına da el atacaklarını açıkladı. Aracıların üreticilerden aldığı sütü(85 kuruş)  Et ve Süt Kurumu üreticiden daha yüksek bir fiyatla (1,15 TL) alacak. Et ve Süt kurumu sütü sanayicilere ise direkt satacak. Böylece tedarik zinciri azalacak ve kar marjları daha dengeli oluşacak. En önemlisi kaynakların sürdürülebilirliği açısından üreticilerin daha fazla kazanması (zaten adil olan da bu) süt hayvanlarının kesilmekten (zorunlu olarak) kurtarılmasını sağlayacak. Çünkü sütçülükle iştigal eden üreticiler, borçlarını çeviremeyince ellerindeki hayvanları kesmek zorunda kalıyor. Hayvanlar kesilince süt üretimi azalıyor. Süt üretiminin azalması ise süt ve süt ürünleri fiyatını yükselmesi, enflasyonun artması ve refah seviyesinin azalması gibi olumsuz durumlar doğuruyor. Ayrıca süt hayvanlarının kesilmesi (öküzün altında buzağı aranmaz!) doğrudan hayvan adedinin azalmasına neden olacaktır.

2011-2015 yılları arasındaki istatistikler incelendiğinde canlı et ihracatındaki artışa karşılık canlı hayvan ithalatının azaldığı görülüyor. Canlı hayvan ithalatındaki düşüş trendine 2015 yılında üretimdeki %26'lık azalış da eklenince et fiyatlarının neden yükseldiği daha anlaşılır hale geliyor. Üretim, tüketimi karşılayacak boyutta olmayınca fiyatlar yükseliyor. Fiyatlar yükselince ise refah azalıyor.

Et ve süt fiyatlarının düşürülmesi için daha neler yapılabilir?

Perakende et için uygulanan KDV (%8) ve canlı hayvan ithalat vergisinin (%15) düşürülmesi et fiyatlarının daha da düşmesine imkan sağlayabilir.

Yem ve samanın ithal edilmesi yerine yurtiçinde yem saman üretme koşullarının tesis edilmesi veya iyileştirilmesi de et ve süt fiyatlarına olumlu yansıyabilir. Zira ithal yem ve saman dolardaki değerlenmenin yem ve saman fiyatları üzerinde geçişkenlik etkisi oluşturmasına neden olacaktır. Yani dolar yükselirse yem ve saman fiyatları da yükselir. Yem ve saman fiyatları yükselince ise haliyle et ve süt fiyatları yükselir.

Hayvancılık tesislerinin teknolojiyle tam entegre hale getirilmesi de et ve süt verimliliğini artıracaktır. Bu da fiyatları düşürücü yönde etkileyecektir.

Hayvancılığın bilinçli olarak yapılması da et ve süt fiyatlarının düşürülmesi için önemli bir faktör olabilir. Et ve süt ırklarından amaca uygun bir şekilde üretim süreçlerinde yararlanılması et ve süt fiyatlarının düşmesini sağlayacaktır. Örneğin et için Fransız ırkı Charolais ve Limoisin, süt için İsviçre ırkı Simmental yetiştirilmesi daha fazla randıman sağlayacaktır.
Yukarıdaki veriler Tüik ve etfiyatlari.com adresinden alınmıştır.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

16 Mart 2016 Çarşamba

Demir-Çelik sektörü



Demir, yeryüzünde en fazla cevheri bulunan ve tüm metaller içerisinde en yaygın kullanılan metaldir. Ayrıca demir, dünyada üretilen metallerin ağırlık olarak yaklaşık %95'ini oluşturmaktadır. Ülkemizde demir madenciliğinin %80'i Doğu Anadolu içerisinde yer alan Divriği'den gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Balıkesir (Eymir ve Çarmık), Ege Bölgesi (Ayazmand ve Torbalı), Faraşa ile Karamadazı (Kahramanmaraş-Kayseri arasında) ve Doğu Marmara bölgesi (Çam dağı) demir madenlerinin bulunduğu önemli lokasyonlardır. Demir otomotiv sektöründe, gemi sanayinde, inşaat sektöründe, elektrikli ve elektronik aletlerin yapımında ve çelik üretiminde hammadde olarak kullanılır.  Çelik, taş kömürü vasıtasıyla demir cevherinden üretilmektedir. Bu nedenle demir çelik fabrikaları, taş kömürü madenlerine yakın yerlerde kurulur. Öyle ki Ereğli ve Karabük demir çelik fabrikaları, taş kömürü madenine yakın olduğu için Zonguldak yakınlarında kurulmuştur. İskenderun demir çelik fabrikasında kullanılan taş kömürü ise taşıma maliyetlerinin uygunluğu sebebi ile Güney Afrika'dan deniz yoluyla ithal edilmektedir. Dünyanın çelik üretiminin %70'i taş kömürüne bağlıdır. Dünya taş kömürü üretiminin ise yaklaşık %13'ü (717 milyon ton) demir çelik sektöründe kullanılmaktadır.

Küresel ekonomideki yavaşlamayla uyumlu olarak demir ve çelik fiyatlarında dramatik düşüşler gözlemlendi. 2013 yılında ore başına 160 USD olan demir 2015 yılında 40 USD'nin altını gördü. Yani 2013 yılındaki en yüksek seviyesinden yaklaşık %76 değer kaybetti. Ayrıca metrik tonu 2011 yılında 748 USD olan Türkiye ihraç çeliği 2015 sonunda 300 USD'ye kadar (%-59) geriledi. Özellikle Çin ekonomisindeki büyümenin ivme kaybetmesi, Çin'de demir çelik stoklarının daha az kullanılmasına yol açtı. Çin, iç piyasadaki demir çelik stoklarını eritmek için ise damping uygulamasına başladı. Damping, bir ürünün piyasa fiyatının altına satılması manasına gelmektedir. Yani Çin elindeki stokları eritmek için zararına satışlar yapmaktadır. Zararına satış yapılmasındaki maksat, metal fiyatlarındaki düşüşün devam edeceğine yönelik spekülasyonlarla açıklanabilir. Ayrıca bazı Çinli demir çelik üreticilerinin tahvil borçlarını ödeyememe riskiyle karşı karşıya kalması da (nakit ihtiyacı) ellerindeki stokları ucuza çıkarmalarına neden olmuş olabilir.

      

     
Çin ekonomisindeki ivme kaybının ardından dünyada en büyük çelik üreticisi olan Çin 2015 yılı itibariyle net ithalatçı konumundan net ihracatçı konumuna geçmiştir. Çin'in demir ve çeliği dampingli olarak satması ise diğer çelik üreticilerinin kapasitelerini azaltmasına neden olmuştur. Hatta düşen demir çelik fiyatları bazı yerli üreticilerin üretim durdurma noktasına gelmesine neden olmuştur. 2015 yılında Türkiye, dünyada yedinci büyük çelik üreticisiyken 2015 yılında dokuzuncu sıraya gerilemiştir. Bu gerilemenin sebebi ise gerekli anti-damping tedbirlerinin alınmaması, ithalat kotalarının konmaması ve telafi edici vergilerin uygulanmaması olarak ifade edilebilir. Dünyanın çoğu ülkesinde Çin'in dampinglerine karşı tedbirlerin alındığı halde Türkiye'de bu problemi gidermeye yönelik bir adımın atılmaması, Türkiye'yi Çin demir çelik ithalatı için açık hedef haline getirmiştir. Dünya Ticaret Örgütü, tüm üye ülkelere yerel üretimlerini korumaları için haksız rekabet olaylarına karşı anti-damping soruşturmaları başlatma hakkı tanımıştır. Bu imkanların kullanılması, kotaların konması ve telafi edici vergilendirmelerin yapılması sektördeki üretim kapasitesinin korunmasında ve şirketlerin iflasa düşmeden üretime devam etmelerini tesis etmekte önem arz etmektedir.

Dahilde işleme rejimi, ihracat amaçlı ürünleri üretmek için gerekli olan ara mallarının ithalatına gümrük vergisi muafiyeti getiren bir ihracat teşvik sistemidir. İhracatçı firmalar, ihraç edilmesi planlanan malların üretiminde kullanılmak üzere hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, ara malı ve ambalaj malzemelerinin başta değişik vergisel yüklerden muaf olmak üzere ve devlete ihracat taahhüdünde bulunmak şartıyla, çeşitli kolaylıklar ve teşviklerden yararlanabilirler. Türkiye ihracatının yaklaşık %45'ini Avrupa ülkelerine gerçekleştirmektedir. Avrupa ekonomisindeki toparlanmayla uyumlu olarak bu oran artış göstermektedir. Son dönemde artan jeopolitik riskler ve düşen petrol fiyatları Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesine yapılan ihracatımızın azalmasına neden olmuştur. İhracatımızın büyük çoğunluğunu yaptığımız Avrupa ülkelerine niteliksiz ürün ihracatının yapılması zor olduğundan dahilde işleme rejimi son dönemde tahribat yaşamıştır. Nihai ürünler, kalitesiz ve ucuz Çin çeliğinden yapılabildiği gibi kaliteli ve nispeten daha pahalı Türk çeliğinden de yapılabilir. Ancak dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan bir nihai ürünün ithal edilmek yerine yurtiçi piyasada satılması dahilde işleme rejiminin amacına uygun bir davranış olmaz. Bu ayrıca cari işlemler dengesi gibi ekonomik dinamikler üzerinde de olumsuz baskı oluşturacaktır. Aşağıdaki tablo incelendiğinde dahilde işleme rejiminin bir takım aksaklıklara rağmen işlediği görülmektedir. Şöyle ki demir çelik ticaretinde bir açık olsa da demir veya çelikten üretilmiş eşya ticaretinde 2,7 milyar dolarlık bir fazla gözlenmektedir.





Hisse senedine yatırım ve temettü getirisi



Hisse senedi, herhangi bir şirketin paylara ayrılmış sermayesini satın almak suretiyle yatırımcının şirkete ortak olmasına imkan sağlayan menkul kıymettir. Hisse senedi yatırımcısı, şirketin kar etmesi ve genel kurulda temettü dağıtma kararı alınması halinde temettü almaya hak kazanır. Temettü, kar payı manasına gelmektedir. Dağıtılacak kar hisse adedine bölünür ve hisse başına karlılık bulunur. Vergiler düşüldükten sonra ise temettüler ortakların banka hesabına otomatik olarak yatırılır.

Hisse senedine yatırım yapmak ve temettü hakkı kazanmak için büyük yatırımcı olmanız gerekmez. Küçük yatırımcılar da borsa aracılığıyla hisse senedi yatırımı yapabilirler. Konuyu hisse senedi yatırımı olarak ifade etmemin sebebi; genel olarak hisse senedi alım satımının halk arasında "borsa oynamak" şeklinde jargonlaştırılmasıdır. Borsa oynamak demek, zannımca sadece fiyat hareketlerinden kar sağlamak amacıyla spekülatif ve manipülatif haber akışına bağlı olarak kısa vadeli hisse senedi alım satımlarının yapılmasıdır. Ancak hisse senedi yatırımı orta ve uzun vadeli bir karar olmalıdır.

Hisse senedi alırken dikkat edilmesi gereken hususlardan en önemlisi hisse senedinin değerlemeleridir. Hisse senedi yatırımı yaparken Hisse senedinin fiyat kazanç oranı ne? Hisse senedinin defter değeri kaç? Şirket düzenli olarak kar elde ediyor mu? vb. soruların cevaplanması önem arz etmektedir. Kısa vadeli spekülatif haberlerden etkilenerek yatırım yapmak yerine, yatırım yapılacak şirketin değerlemelerini inceleyip eğer uygunsa orta ve uzun vadeli yatırım yapmak daha avantajlı olabilir. Karlı bir şirkete orta ve uzun vadeli yatırım yapıldığında bir aksilik olmadığı müddetçe düzenli olarak temettü getirisi elde edilir. Ayrıca şirket kar yaptıkça, eğer piyasa koşulları müsait olursa hisse senedinin fiyatı da yükselir. Yani hem temettü getirisi elde edilir hem de hisse senedinin fiyatının yükselmesiyle portföyün değeri artar.

Temettü dağıtımının yatırımcı davranışı üzerindeki etkileri

Temettü dağıtımı şirketin kar ettiğini gösteren bir olgudur. Şirketin temettü verimliliği arttıkça şirket yatırımcılarının pay ortağı olma süresi uzayabilir.

Eğer banka yönetimi temettü dağıtma kararı alırsa; bankanın nakit akışlarının öngörülebilir gelecekte ödemelerini gerçekleştirebilecek seviyede olduğuna yönelik beklenti oluşacağı için yatırımcılar tarafından pozitif bir gelişme olarak algılanır.

Banka yönetiminin temettü dağıtmama yönünde bir karar vermesi veya temettü tutarının bir önceki periyoda nispeten azaltılması (büyük bir değişiklik olursa) halinde ise şirketin öngörülebilir gelecekte nakit akışı sıkıntısı çekebileceğine yönelik bir endişe oluşturacağı için yatırımcılar tarafından olumsuz algılanır.

Zorunlu Bireysel Emeklilik (BES) Dönemi


Son yıllarda zayıf seyreden tasarruf oranlarını artırmak için devlet 2013 yılında bireysel emeklilik sistemine katılan vatandaşlara %25'lik devlet katkısı vermeye başlamıştı. Son verilere göre BES sistemine kayıtlı kişilerin toplamı 6 milyon 144 bin kişiyi aştı. Sistemde biriken tutar ise 45 milyar TL'ye ulaşırken devlet katkısı 45 milyar TL'lik tutarın 5,5 milyar TL'sini oluşturuyor. Ayrıca 2013 yılında BES'te 3 milyon katılımcı varken sistemde biriken toplam tutar 15,8 milyar TL idi. Bu üç yıllık süreç değerlendirildiğinde katılımcı sayısının ikiye, biriken tutarın ise üçe katlandığı görülüyor. Rakamlar devlet katkısının katılımcı sayısının artırılması hususunda ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Son olarak ise devlet, zorunlu BES için bazı pilot illerde çalışma başlattı. Pilot illerdeki çalışmalar tamamlandıktan sonra yeni işe başlayanlar BES'e otomatik olarak kaydedilecek. Ancak çıkmak isteyen katılımcılar 2 ay içerisinde hiçbir zarara uğramadan sistemden çıkabilecekler. Zorunlu BES sisteminin brüt maaşı 3.000 TL, net maaşı ise 2.100 TL olan çalışanları kapsayacağı düşünülüyor.

Diğer taraftan zorunlu BES'te katılımcının yatıracağı tutarın yarısının işveren tarafından verileceği düşünülüyor. Yani zorunlu BES katılımcıları, ilk etapta 75 TL+75 TL (işçi+işveren katkısı) gibi bir tutarla sisteme zorunlu olarak sokulacak. İşçinin yatırdığı paranın %25'i kadar devlet katkısı sağlanacak. Verdiğimiz örnekte katılımcının 75 TL yatırması halinde devlet katkısı dahil 1 aylık birikimi 168,75 TL (75+75+18,75) olacak. Ayrıca bu para sistemde kaldığı müddetçe yatırım fonlarıyla nemalandırılacak.

Diğer taraftan katılımcının sistemde kalabilmesi için mevcut durumda olduğu gibi bir takım koşullar oluşturulacak.

Örneğin;

  • 3 yıl sistemde kalınması halinde işveren katkısı ve fon getirisinin tamamı, devlet katkısı ve fon getirisinin %15'i;
  • 6 yıl kalınması halinde devlet katkısı ve fon getirisinin %35'i;
  • 10 yıl kalınması halinde devlet katkısı ve fon getirisinin %60'ı,
  • 10 yılın doldurulması ve 56 yaş koşuluyla sistemdeki paranın tamamının alınabilmesi; gibi BES'ten çıkmayı caydırıcı koşullar konabilir.

Mevcut durumda kendi isteğiyle BES sistemine katılmış olanlar sistemden ne kadar getiri sağlıyor?

  • Yatırılan para
  • İşveren katkısı (bazı kurumlar işçileri için brüt veya net maaşın belli bir yüzdesi tutarında BES katkısı yatırıyor)
  • Sendika katkısı (bazı sendikalar üyeleri adına BES katkısı yatırıyor)
  • Yukarıdaki kalemlerin toplamı üzerinden sağlanan fon getirisi

BES'te biriken tutarlar da aracı kurum tarafından yatırım fonlarıyla katılımcı lehine değerlendiriliyor. Ancak son dönemde bazı aracı kurumların fon getiri performanslarının kötü olduğundan bahsediliyor. Bu konuda iş katılımcıya düşüyor. Yani katılımcının belli aralıklarla yatırım fonlarını değiştirmesi katılımcının birikimlerini artırabilir.

Katılımcı fon getirilerini artırmak için ne yapabilir?

Kural olarak yatırımcı yılda altı kez yatırım fonlarını değiştirebiliyor. Fonların değiştirilebilmesi için katılımcının sistem üzerinden başvuruda bulunması yeterli oluyor. Ancak değişiklik talebi, başvuru yapılır yapılmaz gerçekleşmiyor. Çünkü fonların belirli takas süreleri var.

Takası basit olarak açıklamak gerekirse; satılma emrinin verilmesinin ardından bir menkul kıymetin değerinin nakde dönüşmesi veya alım emrinin verilmesinin ardından yatırılan paranın bir menkul kıymete dönüşmesi esnasında gün bazında geçen süre olarak ifade edilebilir. Fonların takas süreleri, yatırım fonu içinde bulunan menkul kıymetlerin ne kadar likit olduğuna bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Yani bazı fonların takası, T+1 zamanda gerçekleştiği halde bazılarının takası T+3 zamanda değişebiliyor.

Yatırım fonu değiştirme imkanının 6 ile sınırlı olduğu göz önünde bulundurulunca; değişiklik yaparken stratejik karar almak önem kazanıyor. Orta vadeli ve isabetli stratejilerle birikimler daha fazla getirili bir hale gelebilir. Fonları aracı kurumun insafına bırakmak ise değişen ve bozulan piyasa koşullarında BES'in sağladığı bazı getirilerin sıfırlanmasına neden olabilir. Bu noktada profesyonellerden yardım almak katılımcının lehine olacaktır.



ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

12 Mart 2016 Cumartesi

Karşılıksız Çekler

Çek ne demektir?

Ticari amaçla tüccarlar arasında kurulan bir iş için kullanılan ödeme aracıdır. Çek borcun ispatı mahiyetinde bir kıymetli evraktır. 

Çekte kaç taraf var?

Keşideci: Çeki düzenleyen kişi yani borçlu

Hamil: Çeki elinde bulunduran kişi yani alacaklı

Muhatap: Çek karşılığında alacaklıya parayı verecek olan taraf yani banka

Karşılıksız çek nedir?

Çekin vadesinde bankaya ibraz edilmesi halinde çeki düzenleyen kişinin banka hesabında para olmazsa, banka çekin üzerine karşılıksızdır diye şerh düşer. 

Peki çekin alacaklısı ne yapmalıdır?

Çeki elinde bulunduran (hamil) kişi karşılıksızdır şerhinin düşülmesinin ardından altı ay içerisinde mahkemeye müracaat etmelidir.

Karşılıksız çekin cezası nedir?

Daha önce hapis cezası veriliyordu. Ancak mevcut durumda düzenlediği çek karşılıksız çıkan şahsa çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı veriliyor.

Çek güvene dayalı bir ödeme aracıdır. Güven ise son dönemde istismara açık bir erdem haline gelmiştir. Küresel ekonomik krizler, krizlerin yurtiçi ekonomideki yansımaları ve cezasının hafif olması karşılıksız çeklerin artmasına neden olmuştur.

2010 yılının sonundan buyana karşılıksız çeklerde hızlı bir artış gözlenmiştir. 2015 yıl sonunda karşılıksız çek adedi 74 milyara yükselmiş, tutarı ise 2,6 milyar TL'ye ulaşmıştır. 

























Karşılıksız işlemi yapıldıktan sonra ise karşılıksız çeklerin ödemelerinin çok azı ifa ediliyor. Şöyle ki 2015 yılında yaklaşık 74 milyar tane karşılıksız çek keşide edilirken karşılıksız işleminin yapılmasının ardından bunlardan sadece 10 milyar tanesi ödenmiş.























 *Grafik ve Tablo Turkey Data Monitor'dan alınmıştır.