Ekonomi Gündemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomi Gündemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2017 Çarşamba

T. May sürprizini yaptı

T. May bakanlar kurullu toplantısının ardından İngiltere'nin 8 Haziran'da erken seçime gideceğini açıkladı.

T. May, bugün Avam kamarasına başvuracak. Seçimlerin yapılabilmesi için Avam kamarasında üçte ikilik nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi gerekiyor.

Avam kamarasında 650 sandalye bulunuyor. Avam kamarasında May'in Muhafazakar partisinin 330 ve İşçi Partisi'nin 229 vekili var.

Zaten İşçi Partisi lideri daha önce erken seçimin önlerine gelmesi halinde bu kararı destekleyeceğini söylemişti. O açıdan erken seçim kesin yapılacak!


Niye?

T. May Brexit sürecinin daha hızlı yürütülmesini ve özellikle Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmalarda elinin güçlenmesini istiyor.

Avrupa'da seçimler devam ediyor;

Hollanda seçimleri geride kaldı ve piyasa etkisi pozitif oldu. Ufukta Fransa ve Almanya seçimleri varken buna bir de İngiltere eklendi.

Açıklama öncesinde May'in sağlık nedenleriyle istifa edeceği yönünde spekülasyonlar vardı. Bu da haliyle GBP'de değer kaybına neden olmuştu. Ancak aslında erken seçimin May'in elini güçlendirmek amacıyla yapıldığının anlaşılmasının ardından GBP'de değer kazancı gözlendi.



ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ayrıca bu yorumlar çalıştığım kurumu kesinlikle bağlamamaktadır.

14 Nisan 2017 Cuma

Fed bilançosunu küçültemeye başlamak için fırsat kolluyor

2013 yılının Mayıs ayında eski Fed Başkanı Ben Bernanke varlık alımlarının azaltılacağı yönünde sinyal vererek piyasaların sancılı bir sürece girmesinin kapısını aralamıştı.

İkinci fazda ise Fed, rekor düşük seviyelerde olan (%0,25) politika faizni artırmaya başladı. Ancak faiz artırımlarının kademeli bir şekilde gerçekleştirileceğine yönelik sözle yönlendirmeler (forward guidance) ve eylemlerin de bu yönde gerçekleşmesi küresel finansal piyasalar üzerindeki baskıları hafifletti.

Üçüncü fazda ise Fed'in bilançoyu küçülttüğüne şahit olacağız.

Peki ya süreç ne zaman başlayacak?

Fed son FOMC tutanaklarında bunun 2017 yıl sonuna doğru başlayabileceği yönünde bir işaret fişeği attı. Demem o ki bilanço küçültme çok uzakta değil!

Fed bu süreci nasıl yürütecek?

Fed öncelikle vadesi dolan ve portföyünde bulunan tahvillere yatırım yapmayacak. Yani Fed piyasadan Dolar çekecek ve yerine tahvil almayarak bol likiditeyi bir miktar daha kısacak.

Fed'in portföyünde hangi varlıklar bulunuyor?

12 Nisan 2017 yılı itibariyle Fed'in bilançosunda, yaklaşık 2,5 trilyon Dolar ABD devlet tahvili, 1,8 trilyon Dolarlık Mortgage'a dayalı menkul kıymet,13,3 milyar Dolarlık kurumsal tahvil ve 357,4 milyar Dolarlık ters repo anlaşması bulunuyor. Bu tutar da yaklaşık 4,5-4,6 trilyon Dolara tekabül ediyor.


Fed ilk önce hangi varlıkları bilançosundan çıkarmaya başlar?

Vade kırılımları dikkate alındığında Fed'in devlet tahvili ve kurumsal tahvillerden vadesi dolanlara yaptığı yatırımları durdurmaya başlaması muhtemel görünüyor. Ayrıca Fed ekonominin durumuna göre (iyi olması halinde) belli bir noktadan sonra vadesi dolmayan varlıkların da satışına başlayabilir.

Önümüzdeki dönemde bilanço küçültmenin piyasada bolca tartışılacağını ve Fed yetkililerinin bu yönde yaptıkları açıklamaların fiyatlara dahil olmaya başlayacağını düşünüyorum. Özellikle açık pozisyonu fazla olan ülke para birimleri bu süreçten olumsuz etkilenmeye devam edecek gibi görünüyor.





ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ayrıca bu yorumlar çalıştığım kurumu kesinlikle bağlamamaktadır.

13 Nisan 2017 Perşembe

Trump ne yapmaya çalışıyor?

Ticaret Siyasete karşı:

Çin üzerinden Kuzey Kore'yi terbiye etmeye çalışan Trump, Çin'i kur manipülatörü olarak ilan etmekten vaz geçmiş gibi görünüyor.

Trump attığı twitlerle piyasanın tansiyonunu zaman zaman zıplatıyor. "Kuzey Kore belasını arıyor. Çin bu konuda K. Kore'yi sakinleştirmezse, biz yapacağımızı biliriz." twitinin ardından altın fiyatları ve Amerikan 10 yıllıkları gibi güvenli limanların geldiği seviyeler malum.


Trump muhtemelen bu tarz twitler atmaya devam edecek. Hali hazırda Suriye'ye ilişkin risklere bağlı olarak Rusya, İran ve Esad yönetimiyle gerilen ilişkilerin piyasalar üzerindeki etkileri ara ara volatiliteyi artıracak.

Öyle bir proxy savaşa tanık oluyoruz ki! Kimi zaman Rusya ABD ile Suriye üzerinden savaşıyor. Kimi zaman ABD İran ile karşı karşıya geliyor. Ama olan en fazla Suriye'nin halkı ve komşularına oluyor.

Suriye'de savaş bugün bitse Türkiye savaşın bitmesinden en fazla pozitif etkilenecek ülke olur.

Suriyelilerin bütçe dengesine etkisi malum. Şimdiye kadar 25 milyar $ harcandı deniyor. Ayrıca savaş dolayısıyla aksayan ticari ilişkiler ve lojistik güvenliği. Bunların tamamen ortadan kalktığını düşünün. Etkinin ne kadar pozitif olabileceğini göreceksiniz.

Trump, "Suriye'deki savaşı bitirmenin zamanı geldi." diyor.

Bunu söylemesinin amacı aslında mülteci korkusu olsa gerek. Kimse mültecilerin kendi ülkesinin dinamiklerini bozmasını istemez. Bu saikle savaşı bitirmek ister. Ama kolay mı o kadar diye de sorarlar?

Kolay mı?

Değil elbette.

Çünkü herkesin bir derdi ve hesabı var. Hesaplaşmaktan barışa, huzura sıra gelmiyor ki!

Sonuç olarak Trump çok volatil bir ortam oluşturdu. Bir taraftan gevşek maliye politikaları (vergi reformu ve alt yapı harcamaları taahhüdü) beklentisiyle riskli varlıkların (hisse senedi piyasaları) değerinin artmasına neden oldu.

Diğer taraftan jeopolitik risklerin fitilini ateşleyerek (özellikle son günlerde) güvenli liman alımlarına neden oldu.

Şuna da demeden geçmeyeceğim;

Trump, Dolar çok güçlü, buna bir çare lazım diyor.

Korumacı ekonomi politikaları (kotalar ve ithal mallara vergi artışı) çözüm olabilir mi?

Zor gibi duruyor.

Peki ya para politikaları üzerinden bunu başarabilir mi?

Dolce vita (bol para, lüküs hayat) sona erdi. sıra geldi bilançoyu azaltmaya!

Sanki Trump'ın elinde Doları zayıflatacak konvansiyonel enstrüman yok gibi.

Bunu başarabilmesi için, kimsenin bilmediği veya kestiremediği bir sürprizle gelmesi lazım.

Böyle bir şey olur mu?

Düşük ihtimal ama; olursa 3 sigmadan fazla zarar yazdırır.




4 Nisan 2017 Salı

Standard & Poor's G. Afrika'nın kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına indirdi

S&P, G. Afrika'nın kredi notunu BBB-'den BB+'ya indirirken not görünümünü "negatif" olarak belirledi.

Peki ya sebep ne?

Politik belirsizlik.

G. Afrika Başbakanı Jacob Zuma kabinede bir takım değişikliklere gitti. Bu değişikliklerin fitilini ise maliye bakanı Gordhan'ın kendi insiyatifi ile ABD ve İngiltere'de uluslararası yatırımcılarla bir araya gelmek için roadshowa çıkması çekti.

Zuma Gordhan'ın roadshowa çıktığını öğrenir öğrenmez geri çağırarak maliye bakanı Gordhan'ı görevden alacağını açıkladı. Bu açıklama ve ardından gelişen olay akışı G. Afrika başta olmak üzere gelişen ülke piyasalarına olumsuz yansıdı. G. Afrika para birimi Rand Dolar karşısında son 10 günde yaklaşık %10 değer kaybetti.


Olayın Türkiye piyasaları üzerine ise kayda değer bir etkisi olmadı. Yurtiçi piyasaların yakından takip ettiği en önemli olay 16 Nisan'daki Anayasa referandumu. 16 Nisan yaklaştıkça yurtiçi piyasalardaki volatilite artabilir.




ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

3 Nisan 2017 Pazartesi

TÜFE Mart Ayında %11,29 Seviyesine Yükseldi (Şubat: %10,13)


Gıda fiyatlarındaki artışın devam etmesi ve TL'deki değer kaybının enflasyon üzerindeki gecikmeli etkisinin belirginleşmesiyle TÜFE yaklaşık 8,5 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.

Mart ayında TÜFE %1,02 piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti (beklenti: %0,63). Geçen yılın Mart ayında TÜFE'nin %-0,04 düzeyinde gerçekleşmesinin baz etkisiyle yıllık enflasyon %11,29 seviyesine yükseldi (Şubat: %10,13).

Dolar bazında petrol fiyatlarında düşüş gözlense de petrol fiyatları Mart ayında TÜFE'ye olumlu yansımadı. Bu bağlamda ulaştırma grubu bu ay TÜFE'yi 9 bp artırdı!

Aralık ayından bu yana TÜFE'yi düşürücü yönde etkileyen giyim ve ayakkabı grubu ise mevsimsel etkilerle TÜFE'yi 15 bp artırdı.

Öte yandan ÖTV ve KDV indirimlerine rağmen ev eşyası grubunun TÜFE'yi 8 bp artırması da dikkat çekici bir gelişme oldu!

TCMB'nin para politikası yönetiminde yakından izlediği çekirdek enflasyon göstergelerindeki bozulma Mart ayında devam etti. Enerji, gıda, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın fiyatlarını dışlayan C endeksi ise yıllık bazda %8,56'dan %9,46'ya yükseldi.

Enflasyonun çift hanelerdeki seyrini sürdürmesi sebebiyle TCMB'nin para politikasında sıkı duruşunu yılın ikinci yarısına kadar muhafaza etmesini bekliyorum. Enflasyonun çift haneli seviyelerin altına gelmesiyle birlikte ise TCMB'nin kademeli olarak faizleri düşüreceğini tahmin ediyorum.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Türkiye Ekonomisi 2016 Yılında %2,9 büyüdü (2015: %6,1)


Türkiye ekonomisi 2016 yılının son çeyreğinde %3,5 ile beklentilerin üzerinde büyürken (beklenti: %1,9) üçüncü çeyrek büyümesi %-1,8'den %-1,3'e yukarı yönlü revize edildi.

Harcamalar yöntemiyle incelendiğinde son çeyrekte büyümeye en büyük katkı 3,5 puanla hane halkı tüketiminden geldi. İç talebi canlandırmak üzere genişleyen maliye politikası (teşvikler, vergi indirimleri vs.) hane halkı tüketimi kanalıyla GSYH'a olumlu yansıdı.

Kamu harcamaları ise son çeyrekte zayıf bir performans göstererek büyümeye sadece 0,1 puan katkı sağladı.

Diğer taraftan yatırımların 4 çeyreğin ardından yeniden yükselişe geçmesi önemli bir gelişme. Ancak yatırımlardaki artışın inşaat sektörü öncülüğünde gerçekleşmesi ve makine-teçhizat yatırımlarının daralmaya devam etmesi büyümenin kalitesi açısından olumsuz bir durum.
2016 yılının genelinde ise hane halkı tüketiminin 2015 yılına nispeten zayıflaması, büyümenin 2015 yılı büyümesinin (%6,1) altında kalmasında etkili oldu. Özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hem reel kesim güveni ve tüketici güveninde sert düşüşler gözlendi. Bu sebeple yatırım ve tüketim iştahı 2016 yılının ikinci yarısında zayıfladı. Üretim yöntemiyle incelendiğinde ise olumsuz hava koşullarının tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkileri ve Rusya ile gerilen ilişkilerin Turizm gelirlerine olumsuz yansıması, büyümeyi bir önceki yıl büyüme performansının altında bıraktı.

Öncü göstergeler ekonomik aktivitedeki toparlanmanın 2017 yılının ilk çeyreğinde de devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca politika yapıcıların iç talebi canlandırıcı yönde attığı adımların da desteğiyle büyümedeki toparlanmanın yılın geri kalanında devam edeceğini düşünüyorum.

Diğer taraftan TCMB'nin sıkı para politikasının iktisadi faaliyetler üzerindeki yavaşlatıcı etkisi gevşek maliye politikalarıyla dengeleniyor. Sıkı para politikası duruşunun yılın ikinci yarısından itibaren kademeli olarak gevşetilmemesi halinde; büyümeyi desteklemek adına gevşek maliye politikalarının sürdürüldüğünü görebiliriz. Bu da bütçe açığının genişlemesine neden olabilir.


ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

28 Mart 2017 Salı

İlk Gayrimenkul Sertifikası Halka arz ediliyor

Daha önce de bloğumda bu konuya değinmiştim. O zamanlarda gayrimenkul sertifikası taslak halindeydi. Ancak şimdi Türkiye'nin ilk gayrimenkul sertifikası görücüye çıkıyor.
Makro inşaatın İstanbul Bahçeşehir'deki projesi (ParkManevra3) Toki garantörlüğünde 27-31 Mart tarihleri arasında halka arz edilecek.

Peki Gayrimenkul sertifikası ne demek?

Gayrimenkul sertifikası bir inşaat projesinin toplam değerinin paylara ayrılarak satılma imkanının oluşturulması (talep toplama). Yani artık bir daire satın alacak kadar parası olmayan kişiler bile paylar alarak projelere temelden giriş yapabilecek.
Ayrıca yatırımcılar bu payları proje tamamlanana kadar elde tutmak zorunda değil. İstenildiği anda bu paylar borsada satılmak suretiyle nakde dönüştürülebilecek.
Yatırımcılar isterse borsadan paylar toplamak suretiyle ellerindeki gayri menkul sertifikalarını daireye de çevirebilecekler.

Mantıklı mı?

Eğer inşaat sektöründe balon olmadığını düşünüyorsanız; yani konut fiyatlarındaki artışın devam edeceği kanaatindeyseniz doğru yerdesiniz. İşin güzel tarafı, kredi çekip faiz ödeme gibi bir durumunuz da yok. Hisseye yatırım yapar gibi projeye yatırım yapıp, projenin sertifikalarındaki fiyat artışından avantaj sağlayabilirsiniz.


Kaynak: Bloomberg
*Beyaz çizgi: Türkiye'nin tamamı
*Sarı çizgi: İstanbul

Örnek vermek gerekirse;

250 bin liranın tamamıyla bir daire almak (kredi kullanmak suretiyle) yerine mevcut 100 bin liralık birikiminizle projeye yatırım yapabilirsiniz. Diyelim ki, yatırım yaptığınız andan itibaren yatırım yaptığınız projenin değeri (3 yıl içinde) %60 arttı. Borsa fiyatlamasının gerçek hayatla uyumlu olduğu varsayımı altında; yatırımcının elindeki 100 bin liralık sertifikanın değeri 3. yılın sonunda 160 bin lira oluyor. Eğer paranızı kira sertifikasına yatırmak yerine mevduata koysaydınız; 3. yılın sonunda elinizdeki para 136 bin 763 lira (%11) olacaktı. Bu iki yatırım tutarları ile karşılaştırıldığında kira sertifikasının 23 bin 237 lira (160.000 TL-136.763 TL) daha fazla getiri sağladığı açıkça görülüyor.

Ancak bu hesaplama da şöyle bir eksiklik var! Gayrimenkul sektöründe balon görmediğimiz için gayri menkulün risksiz yatırıma (mevduat) göre daha fazla getiri sağlayacağını farz ettik! Fakat tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. Eğer balon patlarsa; paralar pul olur!

Bu noktada, böyle bir yatırım kararı almak için gayrimenkul sektörünün durumu hakkında araştırma yapmadan karar vermek mantıklı bir yatırım hamlesi olmaz. Ayrıca yatırım yapılacak projenin değerinin hesaplanması ve fiyat potansiyelinin değerlendirilmesi de yatırım yapma kararı açısından elzem.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

15 Mart 2017 Çarşamba

Avrupa’da 2017 yılının ilk seçimi bu sabah başladı

150 sandalye bulunan Hollanda Parlamentosu'nda en çok millet vekilini mevcut durumda Başbakan olan Mark Rutte'nin Halkların Özgürlük ve Demokrasi partisinin (VVD) çıkarması bekleniyor.
Ancak Rutte'nin tek başına iktidara gelememesi ve koalisyon hükümetinin kurulması bekleniyor.
Bir partinin tek başına iktidara gelebilmesi için salt çoğunluk olan 76 millet vekiline ulaşması gerekiyor.
Seçimde yarışacak olan 31 partinin yaklaşık yarısının en az 1 milletvekiliyle Parlamentoya girmesi bekleniyor.
12,7 milyon kayıtllı seçmeniin olduğu Hollanda seçimlerinde göçmenlerin oranı yaklaşık %30 düzeyinde bulunuyor. Bu gerekçeye bağlı olarak ırkçı G. Wilders'in birinci parti olarak seçimlerden çıkması olağan gözükmüyor.
Sonuç olarak seçimin sonuçlanmasının ardından 3 veya 4 partili bir koalisyonun kurulması bekleniyor.
Rutte ve diğer partilerden hiç birinin aşırı milliyetçi G. Wilders ile koalisyon kurması ihtimal dışı olarak değerlendiriliyor.
Ancak G. Wilders'in seçimlerden birinci parti olarak çıkması küresel piyasalara olumsuz yansıyabilir.




ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Sendikasyon Kredisi maliyetlerinde artış

Sendikasyon kredisi, kredi talebinde bulunan kurumun ihtiyacı olan kredi tutarının yüksek olması sebebiyle, birden fazla kredi sağlayıcı kurumun bir araya gelerek bu talebi karşılaması ile gerçekleştirilir. Böylelikle kredi veren kurumlar, risklerini dağıtmış olurlar.

Borç veren kurumlar içerisindeki lider kurum aracılık faaliyetlerini yürütür ve bu faaliyetler için alacağı ücreti sendikasyon kredisinin maliyetine ekler. Özetle sendikasyon kredisinin maliyeti, Libor/Euribor + Kar marjı + Diğer maliyetler olarak ifade edilebilir.

Ayrıca ülkeye veya kredi kullandırılacak olan kuruma yönelik riskler de sendikasyon kredisinin maliyetlerine yansıtılır. Örneğin; politik belirsizliklerdeki artış sendikasyon kredisinin maliyetini artıran bir faktördür. Yani CDS'ler (borcun sigorta ettirilme maliyeti)  artarsa sendikkasyon kredisinin nihai faizi öncesine göre daha yüksek düzeyde oluşur.

15 Temmuz'un ardından uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin kredi notunun önümüzdeki günlerde gözden geçirilebileceğine yönelik açıklamalarda bulunmuşlardı. Son olarak Türk bankalarının sendikasyon kredisi anlaşmalarında olası not indiriminin fiyatlanması ile sendikasyon kredisi maliyetlerinde yaklaşık 50 baz puanlık artış gözlendi. Sendikasyon kredilerindeki bu artış, kredi notu görünümüne yönelik belirsizliklere bağlı olarak uluslararası bankalarının ihtiyatlı kredi politikalarından kaynaklandı. Kredi notunun düşürülmemesi halinde ise (ümit ederiz ki öyle olsun)maliyetlerin aşağı gelmesi gerekir.



ÇEKİNCE:



Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

25 Ağustos 2016 Perşembe

Konut faizlerinde düşüş


Darbe girişimi sonrası Emlak Konut ile başlayan konut kampanyalarının ardından bankaların konut faizlerini indirmesiyle konut piyasası canlandırılmaya çalışıldı.  Muhtemelen bu vesileyle konut satışları Ağustos ayında artmıştır. Bu aya ait veriler açıklanmadı; ancak darbe girişiminin yapıldığı ayda satışlarda bayağı bir azalış gözlendi. Konut satışları 9 günlük bayram tatili ve darbe girişimi nedeniyle yıllık bazda %15,8 daralırken aynı dönemde ipotekli konut satışlarındaki düşüş %22,8'e ulaştı. Yılın ilk yedi ayında ise konut satışları 2015'in aynı dönemine göre %2,7 azalarak 712 bin adet konuta geriledi.

Bankalar konut faizlerini niçin indiriyor? Aslında son dönemde TCMB'nin faizleri indirmesiyle konut faizlerinde de indirim beklentisi oluşmuş; ancak yeniden fiyatlandırma sürecinin düşen faiz ortamında bankalar açısından biraz zorlayıcı olması açısından bankaların kredi oranlarına tam yansımamıştı. Ayrıca siyasilerin faiz indirim çağrılarının da etkisini göz ardı etmemek lazım.

Yeniden fiyatlama süreci ne manaya geliyor? Faiz indirim sürecinin başladığı bir dönemi örnek vererek açıklamak gerekirse; yüksek faiz ortamında yüksek faizlerle bulunan kaynaklar (örneğin mevduat) yine yüksek faizlerle kredi olarak verilmiş olsun. Ayrıca bankacılık sistemimizde kaynakların kısa vadeli (örneğin; mevduatlar 1 aylık vadelerle fiyatlandırılsın) toplanıp kredilerin (örneğin; krediler 1-3 yıl vadeli olarak fiyatlandırılsın) nispeten daha uzun vadeli olduğunu da göz önünde bulunduralım. Bu koşullar altında bankalar öncelcikle fiyatları kaynaklara yansıtıp (örneğin; mevduat faizlerini indirip) borçların ortalama vadesinin dolmasını beklemeli ki zarar etmesin. Yeniden fiyatlama süreci aslında vade uyumsuzluğunun giderilmesi için alınan aksiyonlar olarak da ifade edilebilir.

Son dönemde indirilen konut faizleri kredi yapılandırmada kullanılabilir mi? Yaptığım birkaç araştırmaya göre; bankalar düşürülen faizleri daha önce kullandırılan konut kredilerin yapılandırılmasında kullandırmıyorlar. Ancak daha önce kullandığınız faiz oranı çok yüksekse, düşürülmüş faizlere nispeten daha yüksek bir faiz oranıyla yapılandırıyorlar. Örneğin; aylık konut kredinizi %1,30'dan kullandınız. Mevcut durumda faizler %0,90'a indirildi. Siz de konut kredinizi yapılandırmak istiyorsunuz. Böyle bir durumda bankalar talebe göre sizin konut kredinizi %0,90'dan değil de %1,1'den falan yapılandırabiliyorlar. Eğer daha önce kullandığınız faiz oranı çok yüksekse yapılandırma mantıklı olabilir. Ancak krediyi %1,05'lerden kullandıysanız mevcut piyasa koşullarında konut kredinizi yapılandırmanız mantıklı ve muhtemel değil. Ama her ihtimale karşılık bir banka şubesine uğrayıp bilgi almak faydalı olabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

16 Ağustos 2016 Salı

Günah vergisi (sin tax)


Günahın vergisi olur mu? Elbette olur. Günaha ve lüks mallara fazla vergi oranı uygulanmasının sebebi, kullanılan malların zorunlu ihtiyaç ürünleri olmamasından kaynaklanıyor. Mesela ekmeğe, patatese, suya fazla vergi koyarsan fakirleri daha fakir yaparsın. Fakat lüks mallara fazla vergi koyarsan ve bu alınan vergiyi fakir insanların ekmeğine sürersen toplumsal refaha katkıda bulunursun. Zaten devletler açısından nihai amaç da bu.  Zenginden al, fakire ver. Bir diğer amaç ise vatandaşların kötü alışkanlıklarını sınırlandırmak olarak ifade edilebilir.

Ayrıca günah işleyenlerin en ağır vergiyi sağlıklarıyla ödedikleri gerçeğini vurgulamadan geçmeyeyim. Ancak ben bu çalışmamda günahın vergilendirilmesinin sağlık dışı parasal boyutunu ele alacağım. Yani genel bütçe gelirlerinin alt kalemlerini inceleyerek sigara ve alkolden alınan vergileri ve bunun bütçe içindeki ağırlığına değineceğim.

2015 yılının tamamında genel bütçe gelirleri yaklaşık 465 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu bütçe gelirlerinin %88'i yani 407 milyar TL'si vergi gelirlerinden elde edildi. Vergi gelirlerinin ise %23'ü Özel Tüketim Vergilerinden (ÖTV) sağlandı. ÖTV gelirlerinin alt kalemleri incelendiğinde ise 2015 yılında tütün mamullerinden 27,2 milyar TL, alkollü içeceklerden 7,2 milyar TL, toplamda 34,4 milyar TL ÖTV geliri elde edildi. Tütün mamullerinden alınan özel tüketim gelirleri toplam bütçe gelirlerinin yüzde altısına, alkolden alınan vergiler ise toplam bütçe gelirlerinin yüzde birine denk geliyor (Şunu söylememde fayda var çalışmamda sigara ve alkolden alınan KDV vergilerini, bütçe gelirlerinin KDV gelirleri altında detaylı kalemler olmaması sebebiyle göz ardı ettim).

Bu yıl içinde alkollü içeceklere 1, sigaraya 2 kez zam yapıldı. En ucuz sigara 8 TL'den aşağı değil. Sigara fiyatının yüksek olmasının en büyük sebebi vergi oranının yüksek olmasından kaynaklanıyor. 1 paket sigaranın yaklaşık %80'i vergiye gidiyor. İçmeyin içerseniz cezanızı daha da artırırız, hep ensenizde olacağız imalarına rağmen insanlar niye sigara içiyor? Bu sorunun cevabı "bağımlılık" olsa gerek. İşte kötülüklerin genel merkezi; "bağımlılık". Bağımlı olmak insanın hem bünyesine hem de bütçesine zarar verir.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Otomatik Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) tasarısı Mecliste


Meclise gönderilen tasarıya göre, 45 yaş altında çalışan işçiler otomatik olarak BES sistemine kaydedilecek. Sisteme otomatik olarak kaydedilen kişiler eğer isterlerse 2 ay içerisinde sistemden çıkabilecek. Sisteme ilk girişte 1 defaya mahsus 1.000 TL'lik devlet katkısı verilecek. Bundan sonra ise işçi tarafından yatırılan paranın yüzde 25'lik kısmı yine devlet katkısı olarak hesaplara tanımlanmaya devam edecek. Ayrıca çalışanın maaşı içerisinde prime esas olan maaşın %3'ü işveren katkısı olarak kişinin BES hesabına eklenecek.

BES'teki devlet katkısının tamamına hak kazanabilmek için sisteme giriş itibariyle 10 yılı doldurmuş olma koşullarını sağlamak gerekiyor. En başta 1 kereye mahsus olarak yapılan 1.000 TL'lik katkının da bu kapsamda olduğunu unutmamak lazım. Ayrıca işçi, emeklilik hakkı kazandığı halde sistemde biriken parayı bir seferde çekmek yerine sistemde biriken paranın en az 10 yıl için emekli maaşı gibi dağıtılması opsiyonunu kullanırsa, devlet emekliliğe kadar birikmiş tutarın %5'i kadar ek katkı daha verecek. Bireysel emeklilik sistemine otomatik katılım ise 2017 yılından itibaren başlatılacak.

Ayrıca şunu da not etmekte fayda var; sistemde biriken para ile emeklilik şirketleri, müşteri adına fon alıyor. Bu fonların etkili bir şekilde işletilmesi, katılımcının sistemde biriken parasının değerlendirilmesinde önem arz ediyor. Sistem katılımcıya yılda 6 kez bu fonları değiştirme imkanı sunuyor. Piyasaların durumuna göre fonlarda yapılacak stratejik değişiklikler, sistemde biriken paranın daha da hızlı artmasına imkan sağlayabilir. Piyasa hakkında bilgisi olmayan kişilerin bu noktada emeklilik şirketlerinden destek alması katılımcıların lehine olacaktır.

ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

21 Temmuz 2016 Perşembe

Yurtiçi (Gelişmeler & Piyasalar)


Darbe girişimi yurtiçi piyasalarda volatilitenin artmasına neden olmuştur. Darbe girişiminin ardından Cuma günü Dolar TL ilk etapta 3,0504 seviyesine kadar yükselmiş, olayın piyasanın kapanmasının ardından cereyan etmesi agresif piyasa fiyatlamalarının yatıştırılması açısından zaman kazandırmıştır.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Murat Çetinkaya'nın hafta sonu uluslararası yatırımcılara yaptığı telekonferansın ardından yurtiçi piyasalar yeni haftaya nispeten olumlu bir seyirle başlamıştır. Ayrıca TCMB, piyasada oluşabilecek olası likidite sıkıntısına yönelik bir takım tedbirler açıklamak suretiyle finansal piyasaların etkin bir şekilde işleyeceği hususunda piyasaya güven vermiştir.

 Ancak kredi derecelendirme kuruluşlarından Türkiye'nin kredi notuna yönelik yapılan açıklamalar tekrar piyasadaki volatilitenin artmasına neden olmuştur. Kredi derecelendirme kuruluşlarının olumsuz açıklamalarına OHAL kararının da eklenmesinin ardından Dolar TL bugün tarihi yüksek seviyesi olan 3,0973 seviyesini görmüştür. Ayrıca aynı risklere bağlı olarak tahvil faizlerinde de 1 puanın üzerinde artışlar gözlenmiştir.

Kredi derecelendirme kuruluşları genel olarak siyasi belirsizliklerin önümüzdeki dönemde ekonomik aktiviteyi yavaşlatacağına, yabancı yatırımcıların güveninde azalış gözleneceğine, yurtdışı finansmana erişiminin azalması sebebiyle cari dengenin bozulacağına ve mali disiplinde gözlenecek kötüleşmeye yönelik uyarılarda bulunmuştur. Diğer taraftan Hazine ile kredi derecelendirme hizmet sözleşmesi bulunmayan Standard & Poors'un Türkiye'nin kredi notunu BB+'dan BB'ye indirmesi ve görünümü "durağan"dan "negatif"e indirmesi de yatırımcı güveninin bozulmasına neden olmuştur. Ayrıca Moody, 1 ile 3 ay arasında kredi değerlendirme raporunu tamamlayıp not indirimine gidebileceğine yönelik açıklamaları bulunmuştur. Fitch ise darbe girişiminin ardından bankacılık sektörüne yönelik risklerin arttığına değinmiş; ancak bankacılık sektörünün temellerinin kısa vadeli borçlarını ödeyebilecek kadar güçlü olduğunu vurgulamıştır.

Yurtiçi gelişmelerin piyasa üzerinde belirleyici olmasını ve kısa vadede piyasadaki volatilitenin devam etmesini bekliyorum. Bununla birlikte bu süreçte makro ekonomik verilerde gözlenecek yavaşlama da yurtiçi piyasalardaki volatilitenin devam etmesine neden olabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

19 Temmuz 2016 Salı

TCMB faiz indirimlerinde sona yaklaşıyor

Darbe girişimine bağlı olarak TCMB'nin faiz indirim ihtimalinin azaldığına yönelik beklentiler oluşmuştu. Ancak TCMB 25 bp olsa da üst bantta faiz indirimine devam etti. TCMB bugünkü PPK toplantısında para politikasının üst bandını %9'dan %8,75'e indirdi.


TCMB'nin faiz indirim adımını 50 bp'den 25 bp'ye indirmesi ise TCMB'nin faiz indirimlerinde sona yaklaştığı şeklinde yorumlandı. TCMB'nin bir miktar daha indirim yapabileceği; ancak manevra alanının azaldığını düşünüyorum. Zira yurtiçi tansiyondaki artış, enflasyonun yükselişe geçmesi ve TL'deki değer kaybı TCMB'nin önümüzdeki dönemde elini zayıflatacak gelişmeler.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Kredi derecelendirme kuruluşlarından not indirim uyarısı


Darbe girişiminin ardından kredi derecelendirme kuruluşları not indirim uyarısında geç kalmadı. Kredi derecelendirme kuruluşlarının uyarıları genel olarak politik belirsizlikler kaynaklı. Fitch, siyasi belirsizliklere hükümetin vereceği reaksiyonunun siyasal kutuplaşmayı artırıp artırmayacağına ve kurumların (muhtemelen merkez bankası) bağımsızlıklarını olumsuz etkileyebileceğine yönelik endişeleri vurguladı. Ayrıca yabancı yatırımcıların algısını zayıflatabilecek olası olumsuz etkilerin dış finansmanı sıkıntıya sokabileceğine dikkat çekti.

Diğer taraftan Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's daha agresif bir telkinde bulunarak Türkiye'nin kredi notunu indirmek üzere izlemeye aldığını duyurdu. Moody's gözden geçirme raporunu 5 Ağustosta açıklayacak. Moody's gözden geçirme raporunda, orta vadede büyüme görünümünde bir zayıflama olasılığı, yönetilebilirlik ve dış likiditeye ulaşımın sürekliliği konularının ele alınacağını duyurdu.

Kredi notları ne işe yarıyor? Kredi derecelendirme kuruluşları, yatırımcı müşterilerine bir takım tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyeler ise yatırım yapılacak kuruluşların derecelendirilmesiyle gerçekleştiriliyor. Kredi notu düşük olan ülke ve kurumların risk primi (CDS) yüksek, kredi notu yüksek olan ülke ve kurumlarını risk primi düşük oluyor. Risk priminin düşük olması ise ülke ve kurumların daha düşük faizle borçlanmasına imkan sağlıyor. Ülke veya kurumların risk priminin yüksek olması ise tahvil veya eurobond ihracında faizlerin yüksek seviyelerde oluşmasına neden oluyor.

Moody's ve Fitch'in mutabık olduğu noktalar: Kredi derecelendirme kuruluşları, politik risklerde gözlenen artışın yatırımcı güveninde oluşturacağı tahribat ve bu tahribatın yurtdışı finansman üzerinde oluşturacağı baskı üzerinde birleşmişler. Türkiye'nin tasarruflarının düşük olması ve yabancı para finansmanına olan bağımlılığı Türkiye'nin zayıf tarafını oluşturuyor.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının güvenilirliği: kredi derecelendirme kuruluşlarının tarafsızlığı ve politik davrandıkları da dikkatlerden kaçmamalı. Zira hatırlanacağı üzere, R. Tayyip Erdoğan ile Obama görüşmesinin ardından 2013 yılında Moody's Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltmişti. Bu örnek göz önünde bulundurulduğunda (olayın rastsal gerçekleştiği dışlandığında) kredi derecelendirme kuruluşlarının politik davrandıkları varsayımına ulaşabilir.

Beklenti: Mevcut durumda Moody's ve Fitch Türkiye'yi yatırım yapılabilir seviyenin bir kademe üzerinde değerlendiriyor. Ancak S&P'nin derecelendirmesi ise yatırım yapılabilir seviyenin altında. Darbe girişiminin kısa vadede ekonomik aktiviteyi yavaşlatması ve bütçe dengesi üzerinde tahribat yaratması halinde kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notunu ve kredi notu görünümünü düşürdüğünü görebiliriz.

ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Darbe girişimi sonrası yurtiçi piyasalar


Askeriye içerisinden bir grup askerin emir komuta zincirinin dışına çıkarak icra ettiği darbe girişiminin ardından piyasaların kapalı olması sebebiyle piyasa etkisi Cuma günü az oldu. Darbe girişiminin gündeme girmesi ve medyada yorumlanmaya başlamasının ardından Forex piyasasında Dolar TL kotasyonları, Cuma günü en yüksek 3,0504 seviyesini gördü. Darbe girişiminin savuşturulmasının ardından ise ekonomi yönetiminin yabancı yatırımcılarla bir konferans gerçekleştirmesi ve merkez bankasının likiditeye yönelik bir takım tedbirler açıklaması haftanın ilk gününde olumsuz piyasa etkisini yumuşattı.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Murat Çetinkaya'nın uluslararası yatırımcılar ile yaptığı telekonferansın ardından Dolar TL 2,93 seviyesinin altını test etti. Son işlemlerde ise Dolar TL dolarizasyon eğilimine bağlı olarak tekrar 2,98 seviyesinin üzerine yükseldi. Haftanın ilk gününde Türkiye'nin risk primini gösteren CDS'lerde de (Credit Default Swap) yükseliş gözlendi. Türkiye'nin 5 yıllık CDS'i 225 bp'den 249 bp'ye yükseldi. Yani 5 yıllık devlet tahvilinin sigorta edilmesi için benchmark olarak kullanılan risk priminde (sigortalama maliyeti) belirgin artış gözlendi. Ayrıca 10 yıllık TL cinsi devlet tahvil faizi yaklaşık 70 baz puanlık yükselişle 9,78 seviyelerinde seyrediyor. Borsa İstanbul'daki kayıplar da %9'a yaklaştı. Özellikle bazı havacılık hisselerindeki satışlar %20'leri buldu.

Yurtiçi piyasalardaki volatilitenin belirsizliklere bağlı olarak kısa vadede devam ettiğini görebiliriz. Son yaşanan olayların turizm sektörünü ve yabancı yatırımları olumsuz etkileyebileceğini tahmin ediyorum. Diğer taraftan son gelişmelerin yurtiçi talep üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğini, büyüme görünümü üzerinde belirgin bir olumsuz etkisinin olmayacağını düşünüyorum.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

15 Temmuz 2016 Cuma

Gayrimenkul sertifikası dönemi


Devlet yetkilileri son günlerde gayrimenkul sertifikasına yönelik düzenlemenin Resmi Gazete'ye gönderildiğini duyurdular. Gayri menkul sertifikası, bir gayri menkulün tamamını değil belirli bir metre karesini almaya imkan tanıyan kontrattır. Yani isteyen herkes bir metre kare için bile olsa kira sertifikası alabilecek. İsterseniz siteye isterseniz AVM'ye bir metre kare dahi olsa yatırım yapabileceksiniz.

Gayrimenkul sertifikası, projeye alınacak olan bir gayrimenkulün finansmanı sağlamak için üstlenici firma tarafından ihraç edilecek. Gayrimenkul sertifikası, yeni projelerin finansmanını oldukça kolaylaştıracak.

Gayrimenkul sertifikası ihraç etmeyi düşünen şirketlerin sertifikalar karşılığında edimlerini yerine getirmemesi halinde oluşacak zararın bir banka tarafından garanti edilmesi gerekiyor. Sertifika ihracı karşılığında toplanan paralar bankada özel bir hesapta toplanacak ve para finansmanda kullanılıncaya kadar banka tarafından nemalandırılacak.

Projenin tamamlanmasının ardından elinde gayrimenkulün bağımsız bir bölümünü alacak sayıda (metre kare cinsinden) sertifikası bulunan kişiler ellerindeki sertifikaları kata veya daireye dönüştürebilecekler. Ellerindeki sertifikaları bağımsız bölümlere (kat) dönüştürmek istemeyen veya ellerinde yeteri kadar sertifika olmayan yatırımcılar ise sertifikalarını banka aracılığıyla açılan ihalelerde sattırabilecekler. Yani prim yapacağına inandığınız bir projeye yatırım yapmanız halinde iyi bir kazanç elde edebileceksiniz.

Hem finansman hem de yatırım açısından gayrimenkul sertifikasının sermaye piyasasına tanıştırılması gayet olumlu bir gelişme. Katların bile likit olamadığı bir dönemin metre karelik sertifikalarla likit hale getirilme çabası kavramsal olarak harikulade bir yenilik. Kira sertifikaları uygulamada da beklentileri karşılarsa ve yayılım alanı bulursa önümüzdeki dönemde konut fiyatlarındaki artışın daha ılımlı olmasını sağlayabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

14 Temmuz 2016 Perşembe

İngiltere Merkez Bankası (BoE) beklemede!


İngiltere Merkez Bankası (BoE) beklentilerin aksine politika faizini %0,50 seviyesinde muhafaza etti. Analistler genel olarak BoE'nin politika faizini %0,50'den %0,25'e indireceğini bekliyordu. Ayrıca BoE, beklentilerle uyumlu olarak 375 milyar GBP'lik varlık alım programında bir değişiklik yapmadı. Karar, 9 komite üyesinden 8'inin çoğunluk oyuyla alındı.
Para politikası komitesinin çoğu para politikasındaki gevşemenin Ağustos ayındaki toplantıda yapılacağını düşünüyor. Para politikasındaki değişiklik hamlelerine yönelik detayların 4 Ağustosta yayımlanacak olan enflasyon raporunda açıklanacağı duyuruldu. Ayrıca 4 Ağustosta açıklanacak olan BoE projeksyonları genişlemeci adımların boyutu hakkında sinyal verecek
Kurul Brexit'in ardından Sterlinde gözlenen değer kaybının  İngiltere ekonomisinin büyümesini aşağı çekeceğini ve enflasyonda yukarı yönlü riskler oluşturacağını düşünüyor. Ayrıca BoE konut fiyatlarının yakın gelecekte kayda değer bir biçimde düşeceğini tahmin ediyor.
Kararın ardından piyasada volatilite artsa da para politikası metnindeki detayların Ağustos ayında parasal genişleme yapılacağına işaret etmesi piyasaları tekrar iyimser bir moda soktu. BoE, Brexit'in etkilerini iyice görüp ona göre daha sağlıklı bir adım atmak istiyor. Bu sebeple BoE bugünkü toplantıda beklemede kalmayı tercih etti. Ayrıca BoE topu Ağustos ayına atarak piyasayı da ürkütmedi.
ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.