Kurumlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurumlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2016 Perşembe

Yemek kart hizmetlerine yerli ve yeni bir rakip geliyor


Teknoloji insan hayatını kolaylaştıran, uzmanlaşmanın önündeki engelleri kaldıran ve insanları daha pratik düşünmeye iten bir olgudur. Son yıllarda şirketler, çalışanlarının yemek ücretlerini bu alanda uzmanlaşan akıllı kart sistemi veren şirketlere havale etmiştir. Şirket, çalışanlarının yemek paralarını akıllı kart sistem sağlayıcılarının verdikleri karta tanımlamakta ve harcama noktasında çalışanlarını özgür bırakmaktadır. Çalışanlar yüklenen parayla ister şirketin yemekhanesinde; isterse bu kartların posunun olduğu bir restoranda yemek yiyebiliyor. Ayrıca bu kartlarla yakıt, konaklama vesair harcamalarda bulunabiliyorlar.

2016 yılı günlük yasal yemek ücreti 14,79 TL. İşyeri çalışanların yemek bedelinin aylık ortalama 325 TL olduğu göz önüne alındığında şirketler, %90 vergi indiriminden faydalanabiliyor. Bu açıdan çalışanların yemek ücretlerinin yasal olarak belirlenmesi ve yemek masraflarının vergi indirimine tabi olması şirketler açısından hem maliyet azaltıcı bir unsur hem de çalışanların iş tatminini artırabilecek bir faktör.

Türkiye'de de yemek ve diğer hizmetleri sağlayacak akıllı kart sistemi geç de olsa işleme alınmıştır. Dünya genelinde faaliyet gösteren akıllı kart şirketlerine ve ilk yerli yemek kartı olacak Gustokart'a bir göz atalım.

Multinet (up Group)

Multinet, Türkiye'de ve dünyada akıllı kart teknolojisini kurumsal harcamalar ve maaş dışı ödemeler alanında kullanan ilk şirket olma unvanını taşıyor.

Multinet'in Türkiye'de 21 bin kurumsal müşterisi, 35 bin üye işyeri, 40 bin pos makinası ve yaklaşık 1 milyon müşterisi bulunuyor.

Multinet, Türkiye dışında Almanya, Belçika, Brezilya, Bulgaristan, İspanya, Fransa, Yunanistan, Fas, Meksika, Polonya, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Slovakya gibi ülkelerde faaliyet gösteriyor.

Multinet Kurumsal Hizmetler A.Ş.'nin hisselerinin sahipliği; 2010 yılında UP Group'a geçmiş ve şirket çok uluslu bir yapının parçası haline gelmiştir.

Dünyanın üç büyük yemek ve ödeme kartı şirketinden biri olan UP Group 'un toplamda 4 milyar Euro'nun üzerinde cirosu bulunmaktadır. UP Group; halen 17 ülkede, tüm dünyada 2 milyon müşterisi ve 27 milyonun üzerinde kullanıcısı vardır.

Ticket (Edenred)

Edenred, 42 ülkede, 6 bini aşkın çalışanı ile özel sektörde ve kamu sektöründe yer alan 660 bine yakın müşterisinin 41 milyon kullanıcısına 1,4 milyon üye kuruluşla hizmet vermektedir.

Dünyada ön ödemeli kuponlarla öğle yemeği hizmeti sağlanması sisteminin yaratıcısı ve Türkiye'de yemek kuponu hizmetini sunan ilk uluslararası firma olan Edenred, bugün 24 bin kurumsal müşterinin 600 bini aşkın çalışanına 40 binin üzerinde restoranda Ticket Restaurant yemek kuponu ve yemek kartı ile hizmet vermektedir.

Sodexo (Sodexo Group)

1966 yılında Fransa'nın Marsilya şehrinde Pierre Bellon tarafından kurulan Sodexo, 40 yıldan uzun süredir dünya çapında 80 ülkede faaliyet göstermektedir.

Sodexo, Türkiye'de 1992 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Bugün itibariyle Sodexo, Türkiye'de 40 bini aşkın üye iş yeri, 18 binden fazla müşteri ve 550 binden fazla tüketici ağına sahip.

Sodexo, Kuzey Amerika (%41), Avrupa (%31), İngiltere ve İrlanda (%10) gibi bölgelerde faaliyet gösteriyor.

Gustokart

Türkiye Lokantacılar Kebapçılar Köfteciler Pastacılar ve Tatlıcılar Federasyonu ile Gaziantep Lokantacılar Kebapçılar Baklavacılar Tatlıcılar Pastacılar Odası tarafından hayata geçirilen yemek kartı "GustoKart" yakın zamanda tanıtıldı.

Büyük restoran ve esnaf bu kartlara %12-14 arasında komisyon ödüyor. Yerli kartın çıkartılması esnafın komisyon maliyetlerinin ciddi bir şekilde azalmasına imkan sağlayacaktır.

Ayrıca bu kartların 1,5 milyon müşterisinin olduğu ve potansiyelinin yüksek olduğu göz önüne alındığında yerli bir kartın bu piyasaya girecek olması geç de olsa pozitif bir gelişme.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

26 Nisan 2016 Salı

TCMB 2016 yılsonu enflasyon tahminini %7,5 seviyesinde sabit tuttu


TCMB yılın ikinci enflasyon raporunda 2016 yılsonu enflasyon tahminini %7,5'te ve 2017 yılsonu enflasyon tahminini %6,0'da sabit tuttu.

Orta vadede ise TCMB enflasyonun %5 düzeyinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Petrol fiyatları tahminindeki yükseliş ve TL cinsi ithal fiyatlarındaki azalış yılsonu enflasyon tahminlerinin sabit kalmasında belirleyici oldu.

TCMB, kısa vadede gıda fiyatlarında gözlenecek azalışa bağlı olarak enflasyonun düşüş eğilimini koruyacağını, yılın ikinci yarısından itibaren ise olumsuz baz etkisiyle enflasyonun dalgalı bir seyir izleyeceğini belirtti.

Ayrıca TCMB, gıda fiyatlarındaki olası düşüşün enflasyonun 2016 yılını TCMB tahminlerinin altında bitirmesine neden olabileceğini ifade etti. Gıda fiyatlarındaki azalışın sürekli olup olmaması enflasyonun düşüşün kaderini belirleyecek.

TCMB gıda fiyatları tahminini 2016 ve 2017 yılları için sırasıyla %9 ve %8 seviyesinde sabit tuttu. TCMB, raporda gıda fiyatlarında güncellemeye gitmemesine gerekçe olarak ise işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklığı gösterdi.

Gıda fiyatlarındaki azalış genel olarak olumlu iklim koşullarına bağlı olarak bollaşan taze meyve ve sebze arzından kaynaklandı. Ayrıca Hükümetin aldığı önlemlerin sebze ve meyve dışındaki işlenmemiş gıda fiyatlarına (özellikle kırmızı et) olumlu yansıması da gıda fiyatlarının düşmesinde önemli bir faktör oldu.

TCMB daha önce küresel volatilite göstergelerindeki azalış ve enflasyondaki düşüşü gerekçe göstererek faiz indirimlerine başlamıştı. Enflasyondaki düşüşün kısa vadede devam edeceğini düşünürsek TCMB faiz indirimlerini sürdürebilir.

Çekirdek enflasyondaki gerileyişin yavaş olması TCMB'nin faizleri yavaş adımlarla indirmesine neden oluyor. Yavaş da olsa faiz indirimlerinin devam etmesi, mevduat ve kredi oranlarına düşüş olarak yansıyacak. Yani borç verenler (mevduat) daha az getiri sağlayacak, kredi kullananlar (konut, ihtiyaç, kobi vs.) ise daha az maliyetle borçlanacak.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

21 Nisan 2016 Perşembe

TCMB faiz indirimlerine devam ediyor

TCMB bankalara verdiği gecelik borç paranın faizini %10,50'den %10'a indirdi. Ayrıca TCMB Geç Likidite Penceresi kapsamında (geç kalma cezası) bankalara ceza mahiyetinde saat 16:00-17:00 arasında verdiği borç para faizini de 50 bp'lik indirimle %12'den  %11,50 seviyesine indirdi. TCMB, diğer faiz göstergelerinde ise bir değişiklik yapılmadı.


TCMB, faiz indirimine gerekçe olarak küresel volatilite (oynaklık) göstergelerindeki (VIX, MOVE) azalışın devam etmesini gösterdi. Ayrıca TCMB'nin kısa vadede enflasyonda düşüş beklentisi içerisinde olması da faiz indirim kararının alınmasına destek sağladı. Diğer taraftan çekirdek enflasyondaki gerileyişin istenen düzeyde olmaması TCMB'nin faiz indirimlerinde ölçülü (25-50-75 bp) kalmasına neden oluyor. TCMB'nin toplantı metninde geniş faiz koridoruna (275 bp) gerek kalmadığını açıkça ifade etmesi ise faiz indirimlerinin devam edeceğini teyit eder nitelikte bir açıklama oldu.

TCMB'nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine devam edeceği göz önüne alındığında; tahvil faizlerinin düşüşünü sürdürdüğünü ve Dolar TL'nin yükselişe geçtiğini görebiliriz. Böyle bir ortamda; mevduat, tüketici, konut, ihtiyaç vb. kredilerin gerilemesi beklenir.




ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Merkez bankaları da kar elde eder


TCMB 2015 yılında 16,2 milyar TL kar elde etti.

TCMB'nin 2015 yılı karının büyük bir kısmı döviz satış ihalelerinden kaynaklandı. Yabancı para alış ve satışından kaynaklanan kar 2015 yılında 12,5 milyar TL'ye yükseldi (2014: 6,1 milyar TL).

TCMB, Fed'in faiz artırım sürecinde küresel piyasalarda oluşan oynaklığı gerekçe göstererek kurumların döviz ihtiyacını karşılamak ve TL'deki değer kaybını sınırlandırmak amacıyla 2015 yılı genelinde döviz satım ihaleleri yapmıştı.

Ayrıca TCMB, TL işlemlerinden de 3,3 milyar TL kar elde etti (2014: 3,3 milyar TL). TL işlemlerinden kaynaklanan karların büyük bir kısmı (5,9 milyar TL) açık piyasa işlemlerinden kaynaklandı (2014: 3,9 milyar TL).
Diğer taraftan TCMB 2014 yılı Kasım ayında bankaların aracılık maliyetlerini azaltmak amacıyla TL cinsi tesis edilen zorunlu karşılıklara faiz ödemeye başlamıştı. Gelir tablosu incelendiğinde 2015 yılında TCMB'nin bu yolla 342 milyon TL zarar yazdığı görülüyor.
Ayrıca TCMB 2015 yılında Dolar cinsi ZK'lara da faiz ödemeye başlamıştı. Gelir tablosu incelendiğinde TCMB'nin 2015 yılında 209 milyon TL'lik yabancı para ZK faizi ödediği görülüyor.

Yani kısacası Dolar TL ve faizlerdeki artış, son kredi mercii olan (lender of last resort) merkez bankasının karlılığının artarak devam etmesine neden oldu.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

17 Mart 2016 Perşembe

Amerikan Merkez Bankası (FOMC) faiz kararı (Mart 2016)


Fed beklentilerle uyumlu olarak politika faizini %0,25-50 aralığında tuttu.

Fed, toplantı metninde genelde güvercin açıklamalarda bulundu. "Güvercin" jargonu ekonomide gevşek para politikalarını anlatmakta kullanılırken "Şahin" tabiri sıkı para politikalarını sembolize ediyor.

Fed büyüme, enflasyon ve faiz artırım tahminlerini 2016, 2017 ve 2018 yılları için düşürdü. Tahminlerin düşürülmesi Fed'in faiz artırımların yavaş adımlarla yapacağını teyit ediyor.

Fed enflasyonun hedeflerin (%2) altında seyretmesini enerji fiyatlarındaki düşüş ve enerji hariç ithal fiyatlarındaki azalışa bağladı.

FED Aralık ayı tahminlerinde 2016 yılında 4 tane faiz artırımı yani 1 puanlık artış yapılacağını tahmin ediyordu. Mart ayında ise Fed, 2016 yılında yapılacak faiz artırımı tahminini 4'ten 2'ye indirdi. Haliyle bu da güvercin bir açıklama olduğu için piyasalardaki iyimserliği destekledi.

Ayrıca Fed toplantı metninde küresel ekonomi ve finansal piyasalardaki risklere de değindi. Anlaşılan Çin dahil gelişmekte olan ülke ekonomilerinde gözlenen yavaşlama Fed'i daha temkinli bir moda sokmuş gözüküyor.

Piyasa etkisi

Fed'in faiz kararının ardından dolar genel olarak bütün para birimleri karşısında değer kaybederken küresel hisse senedi piyasalarında değer kazançları gözlendi.

Altın da dolardaki değer kaybına bağlı olarak yükselişe geçerken artan risk iştahı petrol fiyatlarını da destekledi.

Dün FOMC faiz kararı öncesinde 2,93 seviyesinin üzerini test eden Dolar TL ise kararın ardından 2,85 seviyesinin altına geriledi.

Fed'in toplantı metni ve tahminlere aşağıdaki linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz.

16 Mart 2016 Çarşamba

TCMB ve Türk Bankacılık Sektörü


Son kredi mercii olarak (lender of last resort) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Türk bankalarının fonlanmasında önemli rol oynamaktadır. TCMB, bankaları fonlarken birden fazla faiz kullanmakta ve bu faizlerin tamamının bir kompozisyonundan oluşan faiz oranı ise ortalama fonlama faizi olarak adlandırılmaktadır. Politika faizinin %7,50 olmasına rağmen ortalama fonlama faizi son günlerde %9 seviyesinin üzerine yükselmiştir. Yani aslında politika faizi %7,50 değil, %9'dur (yaklaşık).
TCMB'nin en fazla kullandığı kısa vadeli faiz göstergesi 1 hafta vadeli repo faiz (politika faizi) oranıdır. Bankalar TCMB'den bir hafta vadeli borçlanmak için repo ihalesine katılmakta, TCMB'den alacağı 1 hafta vadeli borca karşılık ise menkul kıymetlerini teminat göstermektedir. TCMB verdiği borcun vadesi geldiğinde ise (1 hafta sonra) faiz geliri mukabilinde bankalar tarafından teminat olarak gösterilen menkul kıymetleri tekrar bankaların hesabına geçmektedir. TCMB'nin politika faizi dışında kullandığı diğer kısa vadeli faiz oranları ise gecelik borç alma faizi (%7,25), gecelik borç verme faizi (%10,75), geç likidite penceresi uygulaması çerçevesinde gecelik vadede uygulanan merkez bankası borç alma faiz oranı (%0) ve geç likidite uygulaması çerçevesinde borç verme faiz oranıdır (%12,25). TCMB son dönemde genel olarak bankaları politika faizi ve gecelik borç verme faiziyle fonlamakta, bu iki faiz oranının ağırlıklı ortalaması ise ortalama fonlama maliyetini oluşturmaktadır. Öte yandan TCMB, daha önce para politikasında sadeleşmeye gitmeyi planlamakta ve bu kapsamda sadece politika faizini kullanmayı düşünmekteydi. Ancak son dönemde yapılan açıklamalardan TCMB'nin geniş faiz koridorundan kolayca vazgeçmeyeceği anlaşılıyor. Yani TCMB'nin küresel piyasalardaki belirsizlikleri göz önünde bulundurarak faiz koridorunu geniş tutması ve likidite kanalıyla sıkı duruşunu devam ettirmesi bekleniyor. Küresel piyasalardaki belirsizliklerin azalması ve gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının iyileşmesine bağlı olarak ise TCMB'nin faiz koridorunun üst bandında indirime gitme ihtimali ortaya çıkabilir. Yani bir müddet daha (belirsiz) ortalama fonlama faizi, politika faizi fonksiyonunu sürdürecek.
Sonuç olarak TCMB, bankalara sağladığı fonların maliyetini artırırsa (ortalama fonlama faizini yükseltirse; yani piyasayı %7,50 ile daha az, %10,75 ile daha fazla fonlarsa) bankalar da tüketici ve yatırımcılara verdiği kredi faiz oranlarını yükseltirler. Ayrıca bu faizlerdeki yükseliş vadeli mevduat faizlerini de yükseltici yönde etkiler. Lokal olarak bakarsak faizlerdeki yükselişin kaynağı TCMB'dir. Global olarak bakarsak ise faizlerdeki artışın kaynağının Amerikan Merkez Bankası olduğunu görürüz. Zira Fed son dönemde politika faizini artırmaya başladı. 

Negatif Faiz


Küresel merkez bankalarından bazıları, ekonomiyi canlandırmak ve deflasyonist riskleri önlemek için negatif faiz uygulamasına geçti. Negatif faiz uygulamasına başlayan ilk banka Avrupa Merkez Bankası (ECB) olurken ECB'nin arından İsviçre Merkez Bankası beklenmedik bir şekilde negatif faiz uygulamasına geçmişti. Bu merkez bankalarını ise İsveç, Danimarka ve Japonya Merkez Bankaları takip ederek ilk kez ekonomilerini negatif faizle tanıştırmışlardır.
Negatif faiz uygulamasındaki amaç; bankaların elinde bulundurdukları atıl paraların merkez bankasına park edilmesinin önüne geçmek ve paranın yatırım ve tüketimine yönelmesini sağlamaktır. Resesyon veya deflasyonist risklerle karşı karşıya olan ekonomileri canlandırmak için böyle bir uygulamaya geçilmiştir. Ayrıca negatif faiz, bankaların merkez bankası nezdinde tuttuğu paralara faiz ödemesi durumu olarak da ifade edilebilir. Şöyle düşünelim; Deutsche Bank, ECB'ye elindeki atıl 1.000 euro'yu bir geceliğine (mevcut durumda mevduat faizi: %-0,3) yatırmıştır. Böyle bir durumda bir gün sonra Deutsche Bank, ECB'den yatırdığı parayı 997 euro olarak alır. Yani Deutsche Bank, ECB'ye 3 euro faiz öder. Bankalar ise ECB'ye faiz ödemek yerine daha nispeten cazip koşullarla ellerindeki fonları yatırımcı ve tüketicilere kredi olarak kullandırmak zorunda kalırlar.
Reel ekonomideki bozulmayı para politikalarıyla aklamak son dönemlerde trend haline dönmüş, para politikalarında ise çeşitlenme gözlemlenmiştir.  Negatif faiz de bu trendin bir ürünüdür. Negatif faiz uygulamasının ekonomileri canlandırmakta başarılı olup olmadığını ise zaman gösterecektir.

ECB'nin mevduat faiz oranı gelişimi aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

15 Mart 2016 Salı

Amerikan Merkez Bankası (FED) Açık Piyasa Komitesi (FOMC)


Doların rezerv para olması sebebiyle Fed'in para politikası değişiklikleri bütün dünyayı etkilemektedir. Bu açıdan Fed'in para politikalarının açıklandığı Federal Open Market Committee (FOMC) bütün dünya tarafından yakından takip ediliyor. FOMC toplantısı iki gün sürüyor. Mart ayı FOMC toplantısı bugün başladı ve faiz kararı yarın açıklanacak.

Fed'in mevcut durumda %0,25-%0,50 olan politika faizi aralığında herhangi bir değişiklik yapması beklenmiyor. Opsiyon piyasasında yapılan fiyatlamalardan oluşan tahminlere göre, Fed'in bu ay faiz artırma ihtimali sadece %4 (bakınız: tablo). Ancak beklentiler Haziran ayı itibariyle %50'nin üzerine yükseliyor. Yani muhtemelen Fed Haziran ayından itibaren faiz artırmaya başlayabilir. Her iyi gelen ABD verisi ve küresel ekonomideki toparlanma bu faiz artırım ihtimalini yükseltecektir.
FOMC komitesi 12 üyeden oluşuyor;

  • 7 tane FOMC Yöneticiler Kurulu (Board of Governers) üyesi
  • New York Fed Başkanı
  • New York Fed haricindeki bölgesel Fed bankalarından (11 tane) 4 Fed Başkanı

Bu 12 üye, para politikası kararlarında oy hakkı olan Fed üyeleridir. Ayrıca toplantılara katkılan ancak oy hakkı bulunmayan Fed üyeleri de var. Oy hakkı olmayan Fed üyeleri de tartışma konuları üzerine söz hakkı alabiliyor, ekonomi ve para politikası seçenekleri hakkında değerlendirmelerde bulunabiliyor.
Fed yıl içinde 8 tane para politikası toplantısı gerçekleştiriyor.

Toplantılarda FOMC üyeleri;
  • Ekonomik ve finansal koşulları gözden geçiriyor
  • En uygun para politikasını belirliyor
  • Büyüme ve enflasyona yönelik kısa ve uzun vadeli riskleri değerlendiriyor.
Fed'in 2007-2008 subprime mortgage (konut)  krizinden önce temel amacı fiyat istikrarıydı. Ancak krizin ardından Fed'e fiyat istikrarına ek olarak istihdam piyasasını iyileştirme görevi de verildi. Yani mevcut durumda fed hem enflasyonu hedeflerle (%2) uyumlu hale getirecek hem de işsizlik oranını azaltacak şekilde para politikalarını yönetiyor.
Fed'in şimdiye kadar sürdürdüğü gevşek para politikaları işe yaramış görünüyor. Son dönemde hem işsizlik oranı doğal sınırlara (yaklaşık %5) geriledi hem de düşük emtia fiyatları ve güçlü dolara rağmen enflasyonda bir kıpırdanma gözlendi. Bu noktadan sonra Fed'in politika değişikliğini yavaşlatacak tek unsur, uluslar arası gelişmeler. Son dönemde Çin başta olmak üzere gelişmekte olan ülke ekonomilerinde gözlenen yavaşlama ve bazı merkez bankalarının ultra genişlemeci adımları Fed'in kararlarında fazla acele etmeyeceğine bir delil mahiyetinde.
Fed'in toplantı takvimini gösteren yukarıdaki tabloda gösterildiği üzere bu toplantıda Fed tahminlerini de yayımlayacak. Mevcut durumda Fed tahminleri 2016 yılında 4 kez faiz artırılacağına işaret ediyor. Bu toplantıda faiz artırım tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesi hisse senedi piyasalarında iyimserlik oluşturabilir. Ayrıca böyle bir durumda dolar da değer kaybeder.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.


10 Mart 2016 Perşembe

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Çıldırdı

Negatif faiz fenomeni ECB, ekonomiyi canlandırmak ve enflasyonu yükseltmek için eşi görülmemiş para politikası ayarlamalarına devam ediyor.

"Bu olayda bir terslik olmalı" diye düşünmemek lazım.

Şöyle ki;

Biz enflasyondan şikayetçiyiz, adamlar "ENFLASYONSUZLUK"'tan

Bizde haliyle yüksek faiz ortamı var, adamlar dünyayı "NEGATİF FAİZ"'le tanıştırdı.

Bir de kararın detaylarına göz atalım:

ECB Mart ayı toplantısında beklentilerin üzerinde ek parasal genişleme adımı attı. ECB sadece negatif mevduat faizini -%0,3'ten -%0,4'e indirmekle kalmadı; ayrıca politika faizini %0,05'ten %0,00' a, marjinal fonlama maliyetini ise %0,30'dan %0,25'e indirdi. 

ECB sadece faizleri indirmekle de yetinmeyip; varlık alım programını aylık 60 milyar Euro'dan 80 milyar Euro'ya yükseltti 

Ayrıca daha önce sadece yatırım yapılabilir statüde devlet tahvili alacağını açıklayan ECB, alımı yapılabilir tahvil listesine özel sektör tahvillerini de dahil etti.

Bitti mi? Hayır.

Ayrıca ECB, Haziran ayından başlamak koşuluyla 4 yıl vadeli 4 tane Targeted Long Term Refinancing Operations (TLTRO) ihalesi yapacağını duyurdu.

Tamam da TLTRO ihalesi ne demek?

TLTRO ihalesi ECB'nin Euro Birliği içinde yer alan bankalara %0 faizli kredi kullandırması demek. Ayrıca %0 faizden yeterli talep gelmezse; bankalara kullandırılacak olan kredi maliyetinin mevduat faizine kadar yani -%0,4'e kadar esnetilebileceği bir ihale demek. Yani böyle bir durumda ECB, bankalara hitaben alın bu paraları, ben size faizini ödeyeceğim. Ama siz bunun karşılığında ekonomiyi canlandırmak için üreticilere ve tüketicilere bol bol ucuz para dağıtın demek.

Sonuç olarak ECB'nin mevcut durumda bilanço büyüklüğü 2,8 trilyon Euro. Bu ek genişlemenin ECB'nin bilançosunu 1,5 trilyon Euro daha genişlettiğini düşünürsek toplam bilanço büyüklüğü 4,3 trilyon Euro oluyor. Yani mevcut durumda 4,5 milyar Dolar olan Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) bilanço büyüklüğüne ulaşıyor. Bundan sonra da ek bir adım atmazlar herhalde! Zira kur savaşlarında (currency wars) kullanılan cephaneler bir birine denk olmuştur. İnşallah.

Ama mesele ne olursa olsun Türkiye için pozitif. İhracatımızın neredeyse yarısını Avrupa'ya yapıyoruz. Bu edenle Avrupa ekonomisinin canlanması bizim ekonomimizi de canlandıracaktır.

                                                                 ECB BİLANÇOSU (MİLYON EURO)*



*Grafik Tradingeconomics sitesinden alınmıştır.
http://tr.tradingeconomics.com/euro-area/central-bank-balance-sheet