Makro Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makro Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ekim 2017 Perşembe

Dolarizasyon, Volatilite ve Kur arasındaki İlişki

Özyeğin Üniversitesi Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi Yüksek Lisans Bitirme Projesi kapsamında yaptığım çalışmanın özetini ve öne çıkan bulguları aşağıda bulabilirsiniz.

ÖZET
Bu çalışmada, finansal dolarizasyonun nedenleri, sonuçları, türleri ve dolarizasyon ve nominal kur oynaklığı arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bazı emtia ithalatçı gelişmekte olan ülke ekonomisinde olduğu gibi Türkiye de uluslararası döviz rezervleri bakımından yetersiz ve yabancı kaynaklara oldukça bağımlı bir ülkedir. Güçlü döviz talebi ise özellikle ABD, Avrupa, İngiltere ve Japonya gibi küresel merkez bankalarının genişlemeci para politikalarından çıkmaya başladıkları dönemlerde nominal kur üzerindeki oynaklığın artmasına neden olmaktadır. Sonuç olarak, Türk Lirasındaki değer kaybı (oynaklıktaki artış) enflasyon dinamiklerinde bozulmaya neden olmaktadır. Bu sebeple TCMB, aşırı kur oynaklıklarının gözlendiği dönemlerde ya doğrudan döviz satışları yaparak ya da kısa vadeli gösterge niteliğindeki faizleri artırmak suretiyle kurdaki değer kaybının enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerindeki olumsuz etkisini ortandan kaldırmaya çalışmaktadır. Ancak kurdaki değer kaybı ile enflasyon arasındaki kısır döngü daha yüksek enflasyon ve daha zayıf nominal para birimine dönüşerek devam etmektedir.

Bu çalışmada,  Türkiye'de dolarizasyonun olup olmadığını ispatlamak için yurtiçi yerleşiklerin döviz tevdiat hesapları, M2 geniş para tanımı, dış borç stoku, GSYH, yabancı para cinsinden ihraç edilmiş borçlar ve Türkiye'nin toplam yurtiçi borç stok verileri incelenmek suretiyle birleşik dolarizasyon endeksi oluşturulmuştur. Ayrıca, TARCH analizi yapılarak dolarizasyon ve nominal kur oynaklığı arasındaki muhtemel ilişki araştırılmıştır.

Öne Çıkan Bulgular:
  • Türkiye 2013 yılında Eski Fed Başkanı Bernanke'nin tapering sinyalinin ardından yüksek dolarizasyon trendine girdi.
  • Dış borcun GSYH içindeki artan payı dolarizasyon trendindeki artışta en büyük paya sahip.
  • 2005-2016 dönemi incelendiğinde Türkiye Type I ülkesi. Yani hem reel sektörün borcunun toplam dış borç içindeki payı  hem de yabancı para cinsinden ihraç edilen borçların M2 para arzı içindeki payı %10'dan daha fazla.
  • Treshold Arch  analizine göre TL'den hard currencilere geçişteki %1'lik artış 2 ay sonra Dolar TL kurunun volatilitesini yaklaşık %3 artırıyor.





14 Nisan 2017 Cuma

Fed bilançosunu küçültemeye başlamak için fırsat kolluyor

2013 yılının Mayıs ayında eski Fed Başkanı Ben Bernanke varlık alımlarının azaltılacağı yönünde sinyal vererek piyasaların sancılı bir sürece girmesinin kapısını aralamıştı.

İkinci fazda ise Fed, rekor düşük seviyelerde olan (%0,25) politika faizni artırmaya başladı. Ancak faiz artırımlarının kademeli bir şekilde gerçekleştirileceğine yönelik sözle yönlendirmeler (forward guidance) ve eylemlerin de bu yönde gerçekleşmesi küresel finansal piyasalar üzerindeki baskıları hafifletti.

Üçüncü fazda ise Fed'in bilançoyu küçülttüğüne şahit olacağız.

Peki ya süreç ne zaman başlayacak?

Fed son FOMC tutanaklarında bunun 2017 yıl sonuna doğru başlayabileceği yönünde bir işaret fişeği attı. Demem o ki bilanço küçültme çok uzakta değil!

Fed bu süreci nasıl yürütecek?

Fed öncelikle vadesi dolan ve portföyünde bulunan tahvillere yatırım yapmayacak. Yani Fed piyasadan Dolar çekecek ve yerine tahvil almayarak bol likiditeyi bir miktar daha kısacak.

Fed'in portföyünde hangi varlıklar bulunuyor?

12 Nisan 2017 yılı itibariyle Fed'in bilançosunda, yaklaşık 2,5 trilyon Dolar ABD devlet tahvili, 1,8 trilyon Dolarlık Mortgage'a dayalı menkul kıymet,13,3 milyar Dolarlık kurumsal tahvil ve 357,4 milyar Dolarlık ters repo anlaşması bulunuyor. Bu tutar da yaklaşık 4,5-4,6 trilyon Dolara tekabül ediyor.


Fed ilk önce hangi varlıkları bilançosundan çıkarmaya başlar?

Vade kırılımları dikkate alındığında Fed'in devlet tahvili ve kurumsal tahvillerden vadesi dolanlara yaptığı yatırımları durdurmaya başlaması muhtemel görünüyor. Ayrıca Fed ekonominin durumuna göre (iyi olması halinde) belli bir noktadan sonra vadesi dolmayan varlıkların da satışına başlayabilir.

Önümüzdeki dönemde bilanço küçültmenin piyasada bolca tartışılacağını ve Fed yetkililerinin bu yönde yaptıkları açıklamaların fiyatlara dahil olmaya başlayacağını düşünüyorum. Özellikle açık pozisyonu fazla olan ülke para birimleri bu süreçten olumsuz etkilenmeye devam edecek gibi görünüyor.





ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Ayrıca bu yorumlar çalıştığım kurumu kesinlikle bağlamamaktadır.

3 Nisan 2017 Pazartesi

TÜFE Mart Ayında %11,29 Seviyesine Yükseldi (Şubat: %10,13)


Gıda fiyatlarındaki artışın devam etmesi ve TL'deki değer kaybının enflasyon üzerindeki gecikmeli etkisinin belirginleşmesiyle TÜFE yaklaşık 8,5 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.

Mart ayında TÜFE %1,02 piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti (beklenti: %0,63). Geçen yılın Mart ayında TÜFE'nin %-0,04 düzeyinde gerçekleşmesinin baz etkisiyle yıllık enflasyon %11,29 seviyesine yükseldi (Şubat: %10,13).

Dolar bazında petrol fiyatlarında düşüş gözlense de petrol fiyatları Mart ayında TÜFE'ye olumlu yansımadı. Bu bağlamda ulaştırma grubu bu ay TÜFE'yi 9 bp artırdı!

Aralık ayından bu yana TÜFE'yi düşürücü yönde etkileyen giyim ve ayakkabı grubu ise mevsimsel etkilerle TÜFE'yi 15 bp artırdı.

Öte yandan ÖTV ve KDV indirimlerine rağmen ev eşyası grubunun TÜFE'yi 8 bp artırması da dikkat çekici bir gelişme oldu!

TCMB'nin para politikası yönetiminde yakından izlediği çekirdek enflasyon göstergelerindeki bozulma Mart ayında devam etti. Enerji, gıda, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın fiyatlarını dışlayan C endeksi ise yıllık bazda %8,56'dan %9,46'ya yükseldi.

Enflasyonun çift hanelerdeki seyrini sürdürmesi sebebiyle TCMB'nin para politikasında sıkı duruşunu yılın ikinci yarısına kadar muhafaza etmesini bekliyorum. Enflasyonun çift haneli seviyelerin altına gelmesiyle birlikte ise TCMB'nin kademeli olarak faizleri düşüreceğini tahmin ediyorum.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Türkiye Ekonomisi 2016 Yılında %2,9 büyüdü (2015: %6,1)


Türkiye ekonomisi 2016 yılının son çeyreğinde %3,5 ile beklentilerin üzerinde büyürken (beklenti: %1,9) üçüncü çeyrek büyümesi %-1,8'den %-1,3'e yukarı yönlü revize edildi.

Harcamalar yöntemiyle incelendiğinde son çeyrekte büyümeye en büyük katkı 3,5 puanla hane halkı tüketiminden geldi. İç talebi canlandırmak üzere genişleyen maliye politikası (teşvikler, vergi indirimleri vs.) hane halkı tüketimi kanalıyla GSYH'a olumlu yansıdı.

Kamu harcamaları ise son çeyrekte zayıf bir performans göstererek büyümeye sadece 0,1 puan katkı sağladı.

Diğer taraftan yatırımların 4 çeyreğin ardından yeniden yükselişe geçmesi önemli bir gelişme. Ancak yatırımlardaki artışın inşaat sektörü öncülüğünde gerçekleşmesi ve makine-teçhizat yatırımlarının daralmaya devam etmesi büyümenin kalitesi açısından olumsuz bir durum.
2016 yılının genelinde ise hane halkı tüketiminin 2015 yılına nispeten zayıflaması, büyümenin 2015 yılı büyümesinin (%6,1) altında kalmasında etkili oldu. Özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hem reel kesim güveni ve tüketici güveninde sert düşüşler gözlendi. Bu sebeple yatırım ve tüketim iştahı 2016 yılının ikinci yarısında zayıfladı. Üretim yöntemiyle incelendiğinde ise olumsuz hava koşullarının tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkileri ve Rusya ile gerilen ilişkilerin Turizm gelirlerine olumsuz yansıması, büyümeyi bir önceki yıl büyüme performansının altında bıraktı.

Öncü göstergeler ekonomik aktivitedeki toparlanmanın 2017 yılının ilk çeyreğinde de devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca politika yapıcıların iç talebi canlandırıcı yönde attığı adımların da desteğiyle büyümedeki toparlanmanın yılın geri kalanında devam edeceğini düşünüyorum.

Diğer taraftan TCMB'nin sıkı para politikasının iktisadi faaliyetler üzerindeki yavaşlatıcı etkisi gevşek maliye politikalarıyla dengeleniyor. Sıkı para politikası duruşunun yılın ikinci yarısından itibaren kademeli olarak gevşetilmemesi halinde; büyümeyi desteklemek adına gevşek maliye politikalarının sürdürüldüğünü görebiliriz. Bu da bütçe açığının genişlemesine neden olabilir.


ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

20 Şubat 2017 Pazartesi

Dolar TL kurundaki geri çekilmenin devam etmesi için yeni hikayelere ihtiyaç var

TCMB'nin sıkılaştırıcı hamlelerinin ardından gerileyişini sürdüren kur, son olarak yine TCMB'nin reeskont kredilerine yönelik düzenlemesinin ardından düşüşüne devam etti. TCMB, Cuma günü bir basın açıklamasıyla vadesi 31 Mayıs'a kadar dolacak olan reeskont kredilerinin TL olarak ödenebileceğini duyurdu. Ayrıca TCMB reeskont kredisi geri ödemelerinde 2 Ocak 2017 tarihinde ilan edilen TCMB döviz alış kurlarının (Dolar: 3,5338, Euro: 3,7086) esas alınacağı belirtildi.

TCMB, reeskont kredileri vasıtasıyla ihracatçı firmalara ülke ekonomisi açısından önemli olan ihracat faaliyetlerini yürütebilmeleri için TL cinsinden ve nispeten ucuz kredi imkanı yaratıyor, ihracatçı şirketler de borcunu döviz cinsinden ödeyerek TCMB'nin döviz rezervlerini artırıyor. Ancak TCMB, Cuma günkü yaptığı basın açıklamasıyla bu hakkından Haziran ayının başına kadar feragat ettiğini duyurdu. Bu bağlamda TCMB'nin rezervlerine gitmesi gereken yaklaşık 5-6 milyar $ para piyasada kalarak piyasanın döviz likiditesini artıracak.

Bilindiği üzere TCMB, daha önce 1 hafta vadeli repo ihalelerini açmamaya başlamış ve bankaları bankalar arası para piyasası ve geç likidite penceresi imkanlarına yönlendirmişti. Ayrıca TCMB, bu sıkılaştırıcı likidite politikalarına "TL Depoları Karşılığı Döviz Depoları Piyasası" açarak bankaların döviz ihtiyacını swap mekanizmasıyla karşılamaya başladı. 

Teknik olarak Dolar TL ilk etapta 3,5022 fibonacci teknik seviyelerine çekilebilir. Ancak anayasa değişikliği referandumu ve yurtdışı siyasi acendanın da yoğun olması sebebiyle kurdaki düşüş eğilimi kalıcı olmayabilir. Diğer taraftan yeni bir hikaye oluşursa (pozitif bir haber akışı) kurda aşağı yönlü baskılar hızlanabilir. Ayrıca referanduma yönelik anketler geldikçe ve referandum tarihi yaklaştıkça kurdaki oynaklığı artıracaktır.




ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

19 Temmuz 2016 Salı

TCMB faiz indirimlerinde sona yaklaşıyor

Darbe girişimine bağlı olarak TCMB'nin faiz indirim ihtimalinin azaldığına yönelik beklentiler oluşmuştu. Ancak TCMB 25 bp olsa da üst bantta faiz indirimine devam etti. TCMB bugünkü PPK toplantısında para politikasının üst bandını %9'dan %8,75'e indirdi.


TCMB'nin faiz indirim adımını 50 bp'den 25 bp'ye indirmesi ise TCMB'nin faiz indirimlerinde sona yaklaştığı şeklinde yorumlandı. TCMB'nin bir miktar daha indirim yapabileceği; ancak manevra alanının azaldığını düşünüyorum. Zira yurtiçi tansiyondaki artış, enflasyonun yükselişe geçmesi ve TL'deki değer kaybı TCMB'nin önümüzdeki dönemde elini zayıflatacak gelişmeler.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Kredi derecelendirme kuruluşlarından not indirim uyarısı


Darbe girişiminin ardından kredi derecelendirme kuruluşları not indirim uyarısında geç kalmadı. Kredi derecelendirme kuruluşlarının uyarıları genel olarak politik belirsizlikler kaynaklı. Fitch, siyasi belirsizliklere hükümetin vereceği reaksiyonunun siyasal kutuplaşmayı artırıp artırmayacağına ve kurumların (muhtemelen merkez bankası) bağımsızlıklarını olumsuz etkileyebileceğine yönelik endişeleri vurguladı. Ayrıca yabancı yatırımcıların algısını zayıflatabilecek olası olumsuz etkilerin dış finansmanı sıkıntıya sokabileceğine dikkat çekti.

Diğer taraftan Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's daha agresif bir telkinde bulunarak Türkiye'nin kredi notunu indirmek üzere izlemeye aldığını duyurdu. Moody's gözden geçirme raporunu 5 Ağustosta açıklayacak. Moody's gözden geçirme raporunda, orta vadede büyüme görünümünde bir zayıflama olasılığı, yönetilebilirlik ve dış likiditeye ulaşımın sürekliliği konularının ele alınacağını duyurdu.

Kredi notları ne işe yarıyor? Kredi derecelendirme kuruluşları, yatırımcı müşterilerine bir takım tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyeler ise yatırım yapılacak kuruluşların derecelendirilmesiyle gerçekleştiriliyor. Kredi notu düşük olan ülke ve kurumların risk primi (CDS) yüksek, kredi notu yüksek olan ülke ve kurumlarını risk primi düşük oluyor. Risk priminin düşük olması ise ülke ve kurumların daha düşük faizle borçlanmasına imkan sağlıyor. Ülke veya kurumların risk priminin yüksek olması ise tahvil veya eurobond ihracında faizlerin yüksek seviyelerde oluşmasına neden oluyor.

Moody's ve Fitch'in mutabık olduğu noktalar: Kredi derecelendirme kuruluşları, politik risklerde gözlenen artışın yatırımcı güveninde oluşturacağı tahribat ve bu tahribatın yurtdışı finansman üzerinde oluşturacağı baskı üzerinde birleşmişler. Türkiye'nin tasarruflarının düşük olması ve yabancı para finansmanına olan bağımlılığı Türkiye'nin zayıf tarafını oluşturuyor.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının güvenilirliği: kredi derecelendirme kuruluşlarının tarafsızlığı ve politik davrandıkları da dikkatlerden kaçmamalı. Zira hatırlanacağı üzere, R. Tayyip Erdoğan ile Obama görüşmesinin ardından 2013 yılında Moody's Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltmişti. Bu örnek göz önünde bulundurulduğunda (olayın rastsal gerçekleştiği dışlandığında) kredi derecelendirme kuruluşlarının politik davrandıkları varsayımına ulaşabilir.

Beklenti: Mevcut durumda Moody's ve Fitch Türkiye'yi yatırım yapılabilir seviyenin bir kademe üzerinde değerlendiriyor. Ancak S&P'nin derecelendirmesi ise yatırım yapılabilir seviyenin altında. Darbe girişiminin kısa vadede ekonomik aktiviteyi yavaşlatması ve bütçe dengesi üzerinde tahribat yaratması halinde kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notunu ve kredi notu görünümünü düşürdüğünü görebiliriz.

ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Almanya tarihinde ilk kez negatif faizle borçlandı

Negatif faiz furyası artık tezgah üstü piyasadan ihraç aşamasına geldi. Alman Hazinesi, bugün 10 yıl vade ile 5 milyar Euro tutarında borçlanma ihalesi açtı. İhaleye 4,8 milyar Euroluk talep gelirken ortalama faiz %-0,05 düzeyinde gerçekleşti. Böylece Almanya tarihinde ilk kez negatif faizle borçlanma ihalesi gerçekleştirmiş oldu. Tezgah üstü piyasada Almanya 10 yıllık tahvil faizleri geçtiğimiz hafta %-0,21 seviyesine gerileyerek tarihi dip seviyelerini görmüştü.

Negatif faiz ne demek? Negatif faiz, borçlanan tarafın yatırımcıdan para almasına imkan sağlayan literatüre Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından kazandırılan bir faiz türüdür. Yani hem borç para vereceksin hem de vadesi gelince borç verdiğin kişi veya kuruma faiz ödeyeceksin. Krediyi kullanan tarafından yorumlarsak da (biraz da kendi açımızdan bakalım) hem borç para alacaksın hem de vadesi gelince banka veya borç veren kurum sana borç aldığın paranın faizini verecek. Kim istemez ki böyle bir imkanı? Ev, araba aldığınızı düşünün; bankadan kredi kullanıyorsun ve vadesi gelince banka sana para ödüyor. Böyle bir konjonktür ancak Ütopya'larda mümkün. Avrupalılar Ütopya'ya doğru ilerlerken biz ne durumdayız? Faizler düşüyor; ama yine de yüksek seviyelerde. Bir iş yapmak istesen, ticari krediller %17 seviyesinde. Böyle bir ortamda insan girişimci olmaktan korkar. Çünkü işi batırmanın cezası (cesaret freni) çok fazla.

Peki negatif faiz ortamında paradan para kazanan bankalar nasıl kar elde edecek? Marjların daralacağı kesin; ama bankalar bir şekilde tüketiciye pozitif faizle kredi satarak para kazanmaya devam edecek. Diğer taraftan yatırım bankaları da tahvil faizlerinin ineceği noktaya kadar tahvil alarak trading karı elde edecek. Ancak faizlerin dip noktalara geldiği kanaatinin olgunlaşması ve faizlerin artırılacağı bir konjonktüre geçiş sinyalinin verilmesinin ardından artık tahvil alan değil tahvilleri elinden çıkaranlar zarar etmeyecek.

Eğer küresel merkez bankaları negatif bölgedeki yolculuklarını uzatırlar ve neggatif bölgedeki adımlarını genişletirlerse negatif faizlerden geri dönüş aşaması çok zorlaşacak ve bedeli belki de yeni bir finansal kriz olacak. Tahvil piyasasında satışlar başladıktan sonra yatırımcılar tabir caiz ise hışımla önünü görmeyerek tozu dumana katan boğa sürüsünün ortasında kalacak. Yani finansal piyasalarda tam bir "survivor" havası oluşacak.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

1 Temmuz 2016 Cuma

İsviçre'nin tahvil faizleri tamamen negatif bölgeye indi

İsviçre'nin getiri eğrisi tamamen negatif bölgeye geçti. Kısa vadeli tahvil faizleri %-1,20 seviyelerine gerilerken uzun vadeli tahvil faizleri %0 düzeylerinde seyrediyor. Brexit'in ardından küresel merkez bankalarının ek genişlemeci adımlar atacağı veya para politikalarında sıkılaştırmalardan imtina edeceğine yönelik beklentiler tahvil faizlerini tarihi düşük seviyelere gönderdi.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

21 Haziran 2016 Salı

TCMB üst bantta faiz indirimlerine devam ediyor


Mayıs ayı PPK toplantısında TCMB, gecelik borç verme faizini 50 baz puan indirerek %9,00 seviyesine çekerken gecelik borç alma faizini (%7,25) ve 1 hafta vadeli repo ihalesi faizini (%7,50) sabit tuttu. TCMB, küresel oynaklıklardaki (VIX ve MOVE endeksleri) düşük seyir ve enflasyon göstergelerindeki gerileyişin sağladığı iyimserlikle 24 Mart'tan bu yana üst batta 175 bp indirim yaptı. Zayıf açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi ve Fed yetkililerinin faiz artırım beklentilerindeki aşağı yönü revizyonları, TCMB'nin bu ayki faiz indiriminde elini güçlendirdi. Küresel gelişmelerin imkan vermesi halinde önümüzdeki dönemde TCMB'den üst bantta faiz indirimlerinin devamını görebiliriz. Zira yabancı kurular önümüzdeki ayda da TCMB'nin 50 bp daha indirim yapacağını tahmin ediyorlar.

TCMB, bu ayki toplantı metninde de küresel piyasalardaki oynaklığın artış gösterdiğine dikkat çekti. İngiltere'de 23 Haziran'da oylanacak olan Avrupa Birliğinde kalıp kalmama referandumu (Brexit) son dönemde küresel volatilite endekslerinin yükselmesine neden oldu. Diğer taraftan zayıf tarım dışı istihdamının ardından Fed'in faiz artırım sürecine yönelik endişeler azaldı. Ancak bir veriye bağlı olarak keskin bir biçimde değişen algının akla yakın olduğunu düşünmüyorum. Fed yetkililerinin ve ABD verilerinin Temmuz ve Eylül aylarında faiz artırım ihtimalini canlı tutacağını öngörüyorum. Eğer gelişmeler tekrar bu yöne evrilirse artık TCMB'nin Fed'in hamleleriyle eş zamanlı olarak alt bantta artırım yapabileceğini düşünüyorum.

PPK toplantı metninden TCMB'nin önümüzdeki dönemde hizmet enflasyonunun ve üretici maliyetlerinin enflasyon üzerinde bir baskı oluşturabileceğini düşündüğü anlaşılıyor. Son enflasyon raporunda TCMB, enflasyonun yılın ikinci yarısında itibaren dalgalı bir seyir izleyeceğini ve yılı %7,50 seviyesinden tamamlayacağını tahmin etmişti.

Üst bantta yapılan faiz indirimleri bankaların ortalama fonlama maliyetini aşağıya çekiyor. Bankaların son kredi merciinden artık daha ucuz borçlanması ise mevduat faizlerinin düşürülmesi, bireysel, konut vb. kredi oranlarının azalması manasına geliyor.
ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

3 Haziran 2016 Cuma

Enflasyondaki düşüşün sonuna yaklaşıyoruz


Mayıs ayında TÜFE beklentilerin altında %0,58 artış gösterdi (beklenti: %0,70). Geçen yılın Mayıs ayında TÜFE artışının %0,56 olmasının getirdiği baz etkisiyle yıllık TÜFE %6,57'den %6,58 seviyesine yükseldi. Mayıs ayı TÜFE'sindeki artışta giyim ve ayakkabı grubu fiyatlarındaki artış belirleyici oldu. Diğer taraftan gıda ve alkolsüz içecekler grubu %1,64 azalış göstererek TÜFE'nin beklentilerin altında artış göstermesinde önemli rol oynadı. Ayrıca petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Dolar TL kurundaki artış ulaştırma grubu üzerinden TÜFE'yi yükseltti.

2016 yılının ilk yarısında işlenmemiş gıda fiyatlarındaki azalışa bağlı olarak enflasyon TCMB'nin yılsonu tahminlerinin altına kadar geriledi. Yaş sebze ve meyve ithalatındaki azalışa (2015 Ocak-Mayıs: %-11,2) bağlı olarak yurtiçi piyasada bollaşan gıda fiyatlarının önümüzdeki aylarda da azalmaya devam ettiğini görebiliriz. Zira TCMB son Enflasyon Raporunda gıda fiyatlarının enflasyonda aşağı yönlü riskler barındırdığına değinmişti. Diğer taraftan son dönemde petrol fiyatlarında gözlenen yükseliş enflasyonda artış yönlü etki yaratsa da önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarında gerçekleşebilecek olası düşüş ulaştırma grubu üzerinden enflasyonda aşağı yönlü baskı oluşturabilir. TCMB yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun olumsuz baz etkisiyle dalgalı bir seyir izleyeceğini ve yılı %7,50 seviyesinden tamamlayacağını tahmin ediyor.

Mayıs ayın enflasyon rakamlarında gözlenen en önemli gelişme ise çekirdek TÜFE tarafında gerçekleşti. Çekirdek TÜFE (I endeksi) Mayıs ayında %9,41 seviyesinden %8,77 seviyesine geriledi. TCMB para politikası ayarlamalarında çekirdek enflasyon göstergelerinin seyrini dikkate alıyor. Bu noktada çekirdek TÜFE'deki gerilemenin son aylarda devam etmesi TCMB'nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine devam etmesine neden olabilir. Ancak Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırım sinyalleri verdiği bir dönemde TCMB'nin faiz indirimlerine devam etmektense beklemede kalması daha muhtemel bir olasılık. Bu açıdan TCMB'nin "bekle gör" moduna geçerek Haziran ve Temmuz aylarında beklemede kaldığını görebiliriz. Ancak Fed Haziran ve Temmuzda faiz artırmayacak olursa veya bu yönde sözle yönlendirmelerde bulunursa bu gelişme TCMB'nin üst bantta indirim yapmasına imkan sağlayabilir.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

Enflasyondaki düşüşün sonuna yaklaşıyoruz


Mayıs ayında TÜFE beklentilerin altında %0,58 artış gösterdi (beklenti: %0,70). Geçen yılın Mayıs ayında TÜFE artışının %0,56 olmasının getirdiği baz etkisiyle yıllık TÜFE %6,57'den %6,58 seviyesine yükseldi. Mayıs ayı TÜFE'sindeki artışta giyim ve ayakkabı grubu fiyatlarındaki artış belirleyici oldu. Diğer taraftan gıda ve alkolsüz içecekler grubu %1,64 azalış göstererek TÜFE'nin beklentilerin altında artış göstermesinde önemli rol oynadı. Ayrıca petrol fiyatlarındaki yükseliş ve Dolar TL kurundaki artış ulaştırma grubu üzerinden TÜFE'yi yükseltti.

2016 yılının ilk yarısında işlenmemiş gıda fiyatlarındaki azalışa bağlı olarak enflasyon TCMB'nin yılsonu tahminlerinin altına kadar geriledi. Yaş sebze ve meyve ithalatındaki azalışa (2015 Ocak-Mayıs: %-11,2) bağlı olarak yurtiçi piyasada bollaşan gıda fiyatlarının önümüzdeki aylarda da azalmaya devam ettiğini görebiliriz. Zira TCMB son Enflasyon Raporunda gıda fiyatlarının enflasyonda aşağı yönlü riskler barındırdığına değinmişti. Diğer taraftan son dönemde petrol fiyatlarında gözlenen yükseliş enflasyonda artış yönlü etki yaratsa da önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarında gerçekleşebilecek olası düşüş ulaştırma grubu üzerinden enflasyonda aşağı yönlü baskı oluşturabilir. TCMB yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun olumsuz baz etkisiyle dalgalı bir seyir izleyeceğini ve yılı %7,50 seviyesinden tamamlayacağını tahmin ediyor.

Mayıs ayın enflasyon rakamlarında gözlenen en önemli gelişme ise çekirdek TÜFE tarafında gerçekleşti. Çekirdek TÜFE (I endeksi) Mayıs ayında %9,41 seviyesinden %8,77 seviyesine geriledi. TCMB para politikası ayarlamalarında çekirdek enflasyon göstergelerinin seyrini dikkate alıyor. Bu noktada çekirdek TÜFE'deki gerilemenin son aylarda devam etmesi TCMB'nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine devam etmesine neden olabilir. Ancak Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırım sinyalleri verdiği bir dönemde TCMB'nin faiz indirimlerine devam etmektense beklemede kalması daha muhtemel bir olasılık. Bu açıdan TCMB'nin "bekle gör" moduna geçerek Haziran ve Temmuz aylarında beklemede kaldığını görebiliriz. Ancak Fed Haziran ve Temmuzda faiz artırmayacak olursa veya bu yönde sözle yönlendirmelerde bulunursa bu gelişme TCMB'nin üst bantta indirim yapmasına imkan sağlayabilir.
ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

24 Mayıs 2016 Salı

TCMB faiz indirimlerine devam ediyor


TCMB gecelik borç verme faizini 50 baz puan indirerek %9,50 seviyesine çekerken gecelik borç alma faizini (%7,25) ve 1 hafta vadeli repo ihalesi faizini (%7,50) sabit tuttu. Ayrıca TCMB Geç Likidite Penceresi borçlanma faiz oranını da %11,50'den %11,00 seviyesine indirdi. TCMB, Nisan ayı toplantısının aksine bu ayki toplantı metninde küresel piyasalardaki oynaklığın (VİX ve MOVE) bir miktar artış gösterdiğine dikkat çekti. Son dönemde açıklanan olumlu ABD verileri ve Fed yetkililerinden gelen açıklamaların yaz aylarında olası bir faiz artırımına işaret etmesi küresel piyasalardaki iyimser havanın bir miktar dağılmasına neden oldu.

TCMB Mayıs ayı toplantı metninden farklı olarak enflasyondaki düşüş eğiliminin kısa vadede devam edeceği ifadesini toplantı metninden çıkarmış. TCMB'nin bu ifade değişikliğinden enflasyondaki gıda fiyatları kaynaklı düşüşün sonuna gelindiği anlaşılıyor. Diğer taraftan TCMB, toplantı metninde çekirdek enflasyondaki iyileşmenin sınırlı olması sebebiyle likidite politikasındaki sıkı duruşun devam ettirileceğini yinelemiş. Ayrıca TCMB, Ağustos ayından bu yana kullanılan diğer para politikası enstrümanlarının geniş faiz koridoruna olan ihtiyacı azalttığı ifadesini, politika araçlarının etkili bir şekilde kullanılmasının ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artırdığı şeklinde değiştirmiş. Bu ifade değişikliği, üst bantta yapılabilecek faiz indirim potansiyelinin azaldığına işaret ediyor.

TCMB, küresel oynaklıklardaki düşük seyir ve enflasyon göstergelerindeki gerileyişin sağladığı iyimserlikle koridorun üst bandında son üç ayda toplam 125 bp indirim yaptı. Önümüzdeki dönemde ise TCMB'nin daha reaktif bir tavır sergilediğini görebiliriz. Fed'in sözle yönlendirmeleri ve faiz artırım adımlarına göre TCMB'nin sadeleşme adımları son şeklini alacak. Fed'in faiz artırımını yılsonuna ertelemesi halinde üst bantta bir miktar daha faiz indirimi yapılabilir. Fed'in faiz artırımlarının Haziran ve Temmuz aylarında yapılması halinde ise alt bant (%7,25) ve politika faizinde (%7,50) artırım yapılmak suretiyle sadeleşme adımlarına koridorun alt tarafından devam edilebilir.
ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

9 Mayıs 2016 Pazartesi

Sanayi üretimi verisi 2016 yılının ilk çeyreğinde GSYH'taki güçlü seyrin devam edeceğine işaret ediyor

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, ilk çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %4,7 artış gösterdi. Sanayi üretimiyle GSYH arasındaki korelasyon dikkate alındığında ilk çeyrek büyümesinin %5 civarında gerçekleştiğini görebiliriz.2015'in son çeyreğinde sanayi üretimi %4,3, GSYH ise %5,7 düzeyinde gerçekleşmişti.
Çeyreklik bazda incelendiğinde dayanıksız tüketim malı imalatındaki %6,9'luk artış sanayi üretiminin olumlu performansında etkili oldu. Dayanıksız tüketim malı imalatındaki artışta, asgari ücret artışları (yaklaşık %30) ve mültecilerden gelen talep etkili olmuş olabilir. Ayrıca imalat sanayi de ilk çeyrekte %5 artış gösterdi. İmalat sanayin endeksteki ağırlığının fazla olması sanayi üretimindeki çeyreklik artışta belirleyici oldu.
Diğer taraftan ikinci çeyreğin ilk ayına (Nisan) yönelik veriler genel olarak ekonomik aktivitedeki güçlü seyrin devam ettiğini gösteriyor. Nisan ayında tüketici güven endeksi, reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranında artış gözlendi. Ancak imalat sanayine yönelik durumu gösteren Markit ve ITO işbirliğiyle hesaplanan PMI verisi, Nisan ayında da 50 seviyesinin altında gerçekleşerek imalat sanayinin daraldığına işaret etmişti. Mayıs ayına yönelik verilerin ardından ikinci çeyrekte ekonomik aktivitenin nasıl şekillendiğini daha iyi görebiliriz.


ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

26 Nisan 2016 Salı

TCMB 2016 yılsonu enflasyon tahminini %7,5 seviyesinde sabit tuttu


TCMB yılın ikinci enflasyon raporunda 2016 yılsonu enflasyon tahminini %7,5'te ve 2017 yılsonu enflasyon tahminini %6,0'da sabit tuttu.

Orta vadede ise TCMB enflasyonun %5 düzeyinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Petrol fiyatları tahminindeki yükseliş ve TL cinsi ithal fiyatlarındaki azalış yılsonu enflasyon tahminlerinin sabit kalmasında belirleyici oldu.

TCMB, kısa vadede gıda fiyatlarında gözlenecek azalışa bağlı olarak enflasyonun düşüş eğilimini koruyacağını, yılın ikinci yarısından itibaren ise olumsuz baz etkisiyle enflasyonun dalgalı bir seyir izleyeceğini belirtti.

Ayrıca TCMB, gıda fiyatlarındaki olası düşüşün enflasyonun 2016 yılını TCMB tahminlerinin altında bitirmesine neden olabileceğini ifade etti. Gıda fiyatlarındaki azalışın sürekli olup olmaması enflasyonun düşüşün kaderini belirleyecek.

TCMB gıda fiyatları tahminini 2016 ve 2017 yılları için sırasıyla %9 ve %8 seviyesinde sabit tuttu. TCMB, raporda gıda fiyatlarında güncellemeye gitmemesine gerekçe olarak ise işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklığı gösterdi.

Gıda fiyatlarındaki azalış genel olarak olumlu iklim koşullarına bağlı olarak bollaşan taze meyve ve sebze arzından kaynaklandı. Ayrıca Hükümetin aldığı önlemlerin sebze ve meyve dışındaki işlenmemiş gıda fiyatlarına (özellikle kırmızı et) olumlu yansıması da gıda fiyatlarının düşmesinde önemli bir faktör oldu.

TCMB daha önce küresel volatilite göstergelerindeki azalış ve enflasyondaki düşüşü gerekçe göstererek faiz indirimlerine başlamıştı. Enflasyondaki düşüşün kısa vadede devam edeceğini düşünürsek TCMB faiz indirimlerini sürdürebilir.

Çekirdek enflasyondaki gerileyişin yavaş olması TCMB'nin faizleri yavaş adımlarla indirmesine neden oluyor. Yavaş da olsa faiz indirimlerinin devam etmesi, mevduat ve kredi oranlarına düşüş olarak yansıyacak. Yani borç verenler (mevduat) daha az getiri sağlayacak, kredi kullananlar (konut, ihtiyaç, kobi vs.) ise daha az maliyetle borçlanacak.

ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

25 Nisan 2016 Pazartesi

Negatif faizler bir süreden sonra krize dönüşebilir


Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) başlattığı negatif faiz uygulamasına diğer merkez bankalarının da katılmasının ardından tahvil faizleri tarihi düşük seviyelere geriledi.

Tahvil faizleri niye düşüyor?

Tahvillere talep (alış emirleri) arttıkça faizler düşer. Tam tersi durumda da (satış emirleri) faizler yükselir.

Tahvillere olan talep niye artıyor?

Merkez bankalarının faizleri düşürmesi ve piyasalarda faizlerin daha da düşeceğine yönelik beklentilerin oluşması, tahvil faizlerinin düşüşlerini sürdürmesine neden oluyor.

Merkez bankaları faizleri niçin düşürüyor?

Merkez bankaları ekonomiyi canlandırmak ve sıfıra yakın seyreden enflasyonu merkez bankası hedeflerine ulaştırmak için faizleri düşürüyorlar.

Faizler düştükçe elinde tahvil bulunduranlar ve tahvil almaya devam edenler, kar elde ediyor. Merkez bankalarının genişlemeci adımlarının ardından tarihi düşük seviyelere gerileyen faizler küresel ekonomiyi bir türlü canlandırmaya yetmiyor. Artık sadece para politikalarının ekonomiyi canlandırmaya yetmeyeceğinin anlaşılması gerekiyor.

Her inişin bir yokuşu vardır:

Amerikan Merkez Bankasının (Fed) sıkılaşma sinyalini vermesinin ardından piyasaların nasıl bir buhranla karşılaştığını unutmayalım. Eski Fed başkanı B. Bernanke'nin 2013 yılının Mayıs ayında verdiği sıkılaştırma sinyalinin ardından özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısı kötüleşmiş, tahvil faizleri hızla artmış ve gelişmekte olan ülke para birimleri dolar karşısında aşırı değer kaybetmişti.

Aynı şekilde ECB ve diğer negatif faiz uygulayan merkez bankalarının sıkılaşmaya geçme sinyali vermesinin ardından tahvil piyasasında satışlar hızlanacak, faizler hızla yükselecek ve piyasalardaki bu alarm havası hisse senedi piyasası ve kurlara da sıçrayacak. Finansal piyasalardaki bu oynaklık ise reel ekonomi üzerinde de buhran yaratacak.

Beklentiler alınır gerçekleşmeler satılır:

ECB ve diğer merkez bankaları, iyi bir sözle yönlendirme yapabilirse potansiyel kriz kısmen hafifleyebilir. Ancak merkez bankaları beklentileri iyi yönetemezlerse; kriz çok daha ağır hasarlara yol açabilir. Bank of America'nın yaptığı bir araştırmaya göre; tahvil faizlerindeki yarım baz puanlık (0,005) yükseliş mevcut durumda tahvil sahiplerinin 1,6 trilyon dolar zarar elde etmesine yol açabilir.

Tahvil faizlerindeki düşüşün uzun bir zamana yayılması, tahvil ihraçlarının artmasına ve beklentilerin değişmesinin ardından zararların artmasına neden olabilir.

Bazı ülkeler uzun vadeli tahvil ihracı gerçekleştiriyor. Örneğin; İrlanda 112 milyar dolar tutarında 100 yıl vadeli (%2,35 faiz oranıyla) tahvil ihraç ederek küresel likiditenin ne boyutlara ulaştığını gösterdi. Japonya'nın bütün vadelerde tahvil faizleri %0,4'ün altına geriledi. Negatif faizle işlem gören tahvillerin tutarı 7,8 trilyon dolara ulaştı.


ÇEKİNCE:
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

21 Nisan 2016 Perşembe

TCMB faiz indirimlerine devam ediyor

TCMB bankalara verdiği gecelik borç paranın faizini %10,50'den %10'a indirdi. Ayrıca TCMB Geç Likidite Penceresi kapsamında (geç kalma cezası) bankalara ceza mahiyetinde saat 16:00-17:00 arasında verdiği borç para faizini de 50 bp'lik indirimle %12'den  %11,50 seviyesine indirdi. TCMB, diğer faiz göstergelerinde ise bir değişiklik yapılmadı.


TCMB, faiz indirimine gerekçe olarak küresel volatilite (oynaklık) göstergelerindeki (VIX, MOVE) azalışın devam etmesini gösterdi. Ayrıca TCMB'nin kısa vadede enflasyonda düşüş beklentisi içerisinde olması da faiz indirim kararının alınmasına destek sağladı. Diğer taraftan çekirdek enflasyondaki gerileyişin istenen düzeyde olmaması TCMB'nin faiz indirimlerinde ölçülü (25-50-75 bp) kalmasına neden oluyor. TCMB'nin toplantı metninde geniş faiz koridoruna (275 bp) gerek kalmadığını açıkça ifade etmesi ise faiz indirimlerinin devam edeceğini teyit eder nitelikte bir açıklama oldu.

TCMB'nin önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine devam edeceği göz önüne alındığında; tahvil faizlerinin düşüşünü sürdürdüğünü ve Dolar TL'nin yükselişe geçtiğini görebiliriz. Böyle bir ortamda; mevduat, tüketici, konut, ihtiyaç vb. kredilerin gerilemesi beklenir.




ÇEKİNCE:

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.